İngilizcede Virgül Kullanımı -3-

İngilizcede Virgül Kullanımı -3-

Hazır buradayken İngilizcede Virgül Kullanımı 1 ve 2‘ye göz atmayı da unutmayınız !

However, Therefore and Indeed

However, therefore ve indeed gibi bağlayıcıların öncesinde veya sonrasında virgül kullanımı, cümlenin akışına ve parantez içi eklemelere bağlı olarak tercihe göre değişir. Okumayı kolaylaştırmak için  yayınların çoğu günümüzde tercihe bağlı noktalama işaretlerini nadiren kullanmaktadır. Aşağıdaki örneklerin hepsi doğru bir kullanımı göstermektedir:

The parking garage, however, was almost empty. 

The parking garage however was almost empty. 

The solution, therefore, is simple.

The solution therefore is simple.

Sharon is, indeed, a lucky girl.

Joe is therefore the best candidate.

Joe is, therefore, the best candidate.

Including, Such as ve Benzeri Edatlar

Virgül çoğunlukla  including, such as ve benzeri edatlardan önce gelir. Bu edatlardan sonra virgül kullanılmaz.

Doğru: America has many great cities, including New York, Chicago, and San Francisco.

Doğru: America has many great cities including New York, Chicago, and San Francisco.

Yanlış: America has many great cities including, New York, Chicago, and San Francisco.

Doğru: The store is having a sale on many items, such as clothes, books, and electronics.

Doğru: The store is having a sale on items such as clothes, books, and electronics.

Yanlış: The store is having a sale on many items such as, clothes, books, and electronics

Etc.

Et cetera kısaltması olan “etc.”den sonra virgül konur.

Toiletries, linens, etc., can be purchased at your destination.

Et al, And so forth, And the like ve Benzeri İfadeler

Et al., and so forth, and the like ve benzeri ifadelerde genellikle virgül konur. (Önce virgül gelir, cümle tamamlanmamışsa devamında da virgül gelir.)

Johnson, Smith, Brown, et al., wrote the definitive article on that topic.

Bedding, linens, and so on, can be purchased upstairs.

Muffins, croissants, and the like, are served in the lobby.

Yes ve No

Basın yazı stiline göre  yes ve no ünlemlerinden sonra virgül kullanımı gereklidir.

Yes, I want some cake.

Diğer yazı stillerinde  yes ve no ünlemlerinden sonra zorunlu olmamakla beraber genelde virgül konur. Virgül cümlenin okunmasını kolaylaştırmıyorsa yazar virgül kullanmayı tercih etmeyebilir.

Yes, there is a Santa Claus.

No, coyotes don’t come this far north.

Yes I want some cake.

No you don’t. 

Respectively

Uzmanlar, respectively zarfından önce virgül konulmasını savunmaktadır.

Sandy, Colleen, and Mark went to Harvard, Yale, and Tufts, respectively.

Oh, Um, Ah, and Well

Oh, um, ah, well ve benzeri ünlemlerden sonra her zaman gerekli olmasa da çoğunlukla virgül konur. Virgül cümlenin okunmasını kolaylaştırmıyorsa yazar virgül kullanmayı tercih etmeyebilir.

Oh, I see what you’re up to.

Ah, that’s the ticket.

Well, you’re the one who wanted to come here.

Oh you

INC., LTD. ve Benzeri Kısaltmalar

Inc., Ltd. ve benzeri kısaltmaların kullanımı, kitap ve basın yazı stillerinde çoğunlukla tercih edilmez. Kullanıldıkları takdirde şu ilkeler uygulanır:

Doğru: He has worked for ABC Inc. for three years.

Doğru: He has worked for ABC, Inc., for three years.

Yanlış: He has worked for ABC, Inc. for three years.

Phd, MD, MA, DDS, JD ve Diğer Akademik Ünvanlar

Bir ismin ilk harflerini işaret eden akademik ünvanlardan mümkün olduğunca kaçınılır. Kullanılması gerekirse kısaltmadan önce ve sonra virgül konur.

Jason Wellsley, PhD, gave a presentation.

Jason Wellsley, Ph.D., gave a presentation.

Jr., Sr., II, III ve Benzeri Kullanımlar

Jr. ve Sr. kısaltmalarından önce ve sonra virgül kullanımı gerekli değildir. Bu kısaltmaların ardından Romen rakamları geliyorsa virgül kullanılmaz.

Dr. Martin Luther King Jr. spoke.

Akademik yazı stilinde Jr., Sr. ve benzeri kısaltmalardan önce ve sonra genellikle virgül kullanılır.

Dr. Martin Luther King, Jr., spoke.

Eyaletler, Ülkeler ve  Şehirler

Şehir isminden sonra sıralanan ülke, eyalet, bölge isimleri cümlenin sonunda yer almıyorsa devamında virgül gelmelidir.

They stopped in Bangor, Maine, on their way to Massachusetts.

Vancouver, B.C., is beautiful this time of year.

Lyon, France, is a popular tourist destination.

District of Columbia (Kolumbiya Bölgesi) anlamına gelen D.C. kısaltması genelde virgüllerle ayrılır. Kısaltma DC şeklinde, noktasız kullanılıyorsa virgül kullanımı tercihe bağlıdır.

Doğru: Washington, DC, gets hot in the summer.

Doğru: Washington DC gets hot in the summer.

Doğru: Washington, D.C., gets hot in the summer.

D.C. kısaltmasından önce ve sonra virgül konur.

Washington, D.C., gets hot in the summer.

Tarih ve Yıl

Gün isimlerinden sonra gelen tarihler virgülle ayrılır.

Monday, Oct. 4, is when the meeting took place.

Ay, gün, sene formatında verilen tarihler, öncesindeki ve sonrasındaki cümle öğelerinden virgülle ayrılır. 

Oct. 4, 2014, is when the meeting took place.

Tarih, yalnızca ay veya mevsimle sunuluyorsa sonrasında virgül kullanılmaz. 

October 2014 is when the meeting took place.

Spring 2010 was a memorable time.

5

Kaynak: The Best Punctuation Book, Period., June Casagrande
Hazırlayan ve çeviren: Özcan Balçıklı
Gözden geçiren: Dila Balça Öğün

İngilizcede Virgül Kullanımı -2-

İngilizcede Virgül Kullanımı -2-

2’den başlamak istemeyenler için bkz. İngilizcede Virgül Kullanımı -1

Açıklayıcı Özne Oluşturmak İçin Virgül 

Açıklayıcı özne, bir söz tamlamasının başka bir tamlamanın yanına gelerek tekrar ifade edilmesidir (Bir tamlamanın birden fazla kelime içerebileceğine dikkat ediniz, Büyük bir adam).

The CEO, a great man, will speak.

The car, a maroon Honda, sped from the scene of the crime.

I talked to my brother, Steve.

Lawson’s book, Voyage to Tomorrow, came out earlier this year.

Açıklayıcı özneler virgülle oluşturulur. Bu son örnek ise bazen sorun teşkil edebilen bir virgül kullanımını gösteriyor. Birbirine yakın duran isimler bazen zorluk çıkarabilir. Karşılaştırınız:

The carpenter, Charlie Carson, designed the set.

The carpenter Charlie Carson designed the set.

İlk örnekte the carpenter cümlenin öznesidir ve Charlie Carson bu durumu tekrar ifade etmektedir. Diğer örnekte ise Charlie Carson cümlenin öznesidir ve the carpenter kelimesi sadece niteleyici görev üstlenmektedir. Bu yüzden, virgül kullanılmaması açıklayıcı özne ilişkisi olmadığını gösterir. Yazarın neyi vurguladığına göre değişmek üzere iki cümle de doğrudur.

İsim tamlamaları bu şekilde yerleştirildiği zaman yazarın hangi tamlamanın öne çıkacağına dikkat etmesi gerekir çünkü bu şekilde virgül kullanıp kullanmaması gerektiğini görür ve böylece istenmedik anlamların ortaya çıkmasını önlemiş olur.

Örneğin I talked to my brother, Steve cümlesindeki Steve açıklayıcı öznedir. Bu şekilde okuyucu burada kısıtlayıcı bir bilginin bulunmadığını ve hiçbir şekilde my brother kelimesinin anlamının daralmadığını anlayabilir. Sonuç olarak yazar, sadece bir kardeşinin olduğunu ve adının Steve olduğunu belirtir.

Benzer şekilde; Lawson’s book Voyage to Tomorrow came out earlier this year cümlesi Lawson’un birden fazla kitabı olduğu anlamına gelebilir. Cümlede gerekli yerlerde virgül kullanılacak olursa eğer Lawson’un sadece bir kitabı olduğu anlamı ifade edilebilir: Lawson’s book, Voyage to Tomorrow, came out earlier this year.

Uzun ve karmaşık cümlede yazar virgül kullanımı konusunda daha fazla tetikte olmalı, dikkatli ve titiz davranmalı. Ancak bu şekilde hangi ismin yüklemin öznesi görevinde olduğunu anlamada okuyucuya yardımcı olabilir.

Doğru: Maracas, the world’s best Venezuelan restaurant, is located in Phoenix.

Yanlış: Maracas, the world’s best Venezuelan restaurant is located in Phoenix.

Diğer yandan aşağıdaki örneğe dikkat ediniz:

A durable fabric, cotton is still widely used today.

A popular tourist destination, Hawaii is warm year-round.

Bu örneklerde ilk cümlecik yerine ikinci isim cümleciğinin, cümlede özne görevi gördüğünü anlıyoruz. Böyle yapılarda ikinci isim cümleciğinin ardından virgül gelmemelidir.

Sıfat, Zarf ve Diğer Gömülü Betimlemeleri Oluşturmak İçin Virgül

Betimleyici sözcük ve tamlamalar genellikle virgülle ayrılır. Bunlar aşağıdaki gibidir:

Niteledikleri isimden sonra gelen sıfatlar

The roses, fragrant and beautiful, overwhelmed our senses.

Niteledikleri isimden sonra veya önce gelen zarflar

The deer bolted, quickly and noiselessly, from the clearing.

The deer, quickly and noiselessly, bolted from the clearing.

Niteledikleri fiilden önce veya sonra gelen edat tamlamaları

The patient, with great difficulty, learned to walk again.

The patient learned, with great difficulty, to walk again.

Birçok durumda olduğu gibi burada da yazar, cümle içinde daha az bölünme istiyorsa virgül kullanmamayı tercih edebilir.

The deer bolted quickly and noiselessly from the clearing.

The patient learned with great difficulty to walk again.

Aktarılan/Aktarılmakta Olan/Alıntılanan Düşünce ve Gözlemlerde Virgül

For example, as a result, to say the least, it is true, in spite of (sth), you should note, indeed, as we will see, for instance, therefore, if not (sth), then (sth), it is often said, most among them being (sth) gibi ifadeler cümle içine virgülle yerleştirilebilir.

Walter was fidgeting with the radio and, as a result, missed the freeway exit. 

Latince kısaltmalar olan i.e. (“that is” anlamında) ve e.g. (“for example” anlamında) genellikle parantez içinde karşımıza çıkar ve ardından virgül gelir. Parantez dışında olursa virgül hem öncesinde hem de sonrasında kullanılmalıdır.

His prom date (i.e., his cousin) arrived late.

His prom date, i.e., his cousin, arrived late.

Doğrudan Hitap Belirtmek İçin Virgül

Doğrudan hitap bir insanın diğer bir insana hitap ederken kullandığı ifadedir. Joe, sir, Mom, lady, dude, friend, darling, jerk, bub, miss, professor, ma’am, copper, doctor, young man vb.

Bir kişiye seslenirken kullanılan isimler de dahil hitaplar virgülle ayrılmalıdır.

Hello, Joe.

No, Mom, it wasn’t like that.

Tell me, Lady, are you this nice to everyone?

Dude, that’s so wrong.

Hello, friend, and welcome.

Good to see you, darling.

Step off, jerk.

Miss, can you tell me if the bus stops here?

Sık yapılan virgül yanlışlarından biri e-mail veya mektup başlarında görülür:

Yanlış: Hey Jane,

Yanlış: Hi Pete,

Yanlış: Hello everyone,

Yanlış: Howdy stranger,

Burada Jane, Pete, everyone ve stranger doğrudan hitap ifadeleridir, virgülle ayrılmaları gerekir.

Doğru: Hey, Jane.

Doğru: Hi, Pete.

Doğru: Hello, everyone.

Doğru: Howdy, stranger. 

Bu açılış ifadelerinin klasik dil bilgisi yapısından farklılık gösterdiğine dikkat ediniz: Dear John veya Dear Sirs gibi ifadelerdeki Dear kelimesi sıfat görevi görür ve virgülle ayrılmamalıdır. (isim tamlamasının bir parçası oldukları için).

Hey ve Hello kelimelerinin aksine Dear kelimesi doğrudan bir düşünce ifade etmez. Bu yüzden Dear John’dan sonra virgül gelmesi mantıklıdır. Bu şekilde e-mail veya mektubun ilk cümlesinden ayrılabilir.

Alıntı Yaparken Virgül

Virgül genellikle cümledeki alıntıyı cümlenin diğer kısımlarından ayırmak için de kullanılır. Özellikle de Wilson said, Jane replied gibi benzer ifadelerde kullanılır.

Wilson said, “Try the ignition.”

“That’s not what I meant,”  Jane replied.

“I think,” whispered Allen, “that we are being followed.”

Kullanılmadığı takdirde noktanın gelmesi gerektiği durumlarda virgül noktanın yerini alır.

Don’t go,” he said.

Bir niteleme grubunun öncesinde gelen bir alıntı eğer soru veya ünlem işaretiyle bitiyorsa virgül kullanılmaz:

“Are you going?” she asked.

“Get out!” he screamed.

Bazı cümlelerde alıntılar dolaylı bir şekilde yapılır, böylece virgüle gerek kalmaz. Özellikle de that kullanılan alıntılarda bu geçerlidir.

Lyne said it’s true that “the place is swarming with mosquitoes.”

Barry replied that some people “are just cruel.”

Bazı durumlarda alıntının cümleye mi katıldığı yoksa virgülle ayrılması mı gerektiğini belirlemek zor olabilir.

Örneğin bir şarkının başlığı, alıntı değil de yüklemin öznesi olarak görülebilir. Bu yüzden de sang gibi bir fiilden sonra virgül kullanılmayabilir.

He sang “Burning Love.”

Diğer yandan şarkı sözlerinden veya yazılı bir metinden yapılan alıntılarda başlıktan farklı olacak şekilde noktalama yapılabilir.

He sang “Burning Love” cümlesinde şarkının adı bir alıntı olmaktan öte cümlenin nesnesi görevindedir. Bu yüzden sang fiili alıntı bildirmez ve virgülle ayrılmasına gerek yoktur. Diğer yandan şarkı sözleri veya yazılı bir metinin bir parçası alıntı olarak görülebilir ve böylece virgülle ayrılabilir. Belli başlı stil kılavuzları bu probleme bir cevap getirmemektedir fakat uzmanlar aşağıdaki kullanımları savunmaktadırlar. 

He sang,” I feel my temperature rising.”

We read “The Road.”

He opened the book and read,” Call me Ishmael.”

Diğer bir deyişle “The Road” başlığı read fiilinin doğrudan nesnesi olarak düşünülse de “Call me Ishmael” cümlesinde bunun alıntı olması daha muhtemeldir ve bu yüzden read fiilinden sonra virgül kullanılması gerekir.

We enjoyed the skit titled “Star Snores.”

Read, sang, recited gibi fiillerde yazar alıntı olup olmadığına kendi değerlendirmesine göre karar vermelidir.

Dile getirilmeyen düşünceler, tırnak işareti kullanılmadan virgülle ayrılır.

Wendy wondered, why is he so cruel?

Karl said to himself, this is going to be a problem.

comma

İstisnalar

N: Gazete metinlerinde, atıf eğer iki veya daha fazla cümleden oluşan bir alıntıdan önce geliyorsa virgül yerine iki nokta kullanılır.

Wilson said: “Try the ignition. If that doesn’t work, pop the hood.”

B: Kitap stili alıntıya fazladan vurgu yapmak istendiğinde virgül yerine iki noktanın kullanımını destekler. 

Tekrarlayan Bir Dizide Atılmış Kelimeleri Belirtmek İçin Virgül

Bazı belirli biçimlerde virgül, bağlamda açıkça belli olan ve bu yüzden de yazılmayan kelimeleri ortaya çıkarabilir. Özellikle de önceki kısmı perdeleyen cümlelerde bu geçerlidir.

Harry ordered a scotch; Bob, a gin and tonic.

Is Is, In In ve That That Gibi Tekrarlayan Kelimelerde Virgül

Bazen isim veya fiil cümlecikleri bir sonraki cümlenin ilk kelimesiyle bitebilir. Normal şartlar altında virgül özneyi yükleminden ayırmaz. Diğer yandan is ile biten bir özne is ile başlayan bir fiil cümleciğinin önüne geldiği zaman stil kılavuzları virgülün anlamaya yardımcı olduğu tüm şartlarda kullanılması gerektiğini söyler. Benzer şekilde, tekrarlayan kelimeler olduğu takdirde virgül kullanıp kullanmamayı stil kılavuzları yazarın kendi kararına bırakmaktadır.

Doğru: The reality that is is the reality he must accept.

Doğru: The reality that is, is the reality he must accept.

Doğru: I’ll check in in the morning.

Doğru: I’ll check in, in the morning.

Doğru: He found that that was best.

Doğru: He found that, that was best.

Doğru: What it is is a good idea.

Yaş, İkamet Edilen Şehir ve Siyasi Parti Yazımlarında Virgül

N: Haber yazılarında kişinin adının ardından yaşı, ikamet şehri ve siyasi parti bilgilerinin yazılması genel bir durumdur. Haber metni stili böyle durumlarda virgül kullanılması gerektiğini belirtir.

John Doe, 43, Whittier, was among the attendees.

Sen. Al Franken, D-Minn., chaired the commitee.

Ölçülerde Virgül

Genel şartlar altında yıl, ay ve uzunluk ölçüleri gibi fiziksel ölçüler arasında virgül kullanmaktan kaçınınız.

B: She is five feet nine veya She is five foot nine.

N: He is 6 feet 2 inches tall.

S: 11 years 3 months

S: 20 min 40 s.

Özel Kelime ve Terimlerde Virgül

Too, Also ve Either

En sık kullanılan kılavuzlar too, also, either gibi terim ve kelimelerin kullanımı hakkında ve virgülle ayrılıp ayrılmamaları gerektiği konularında kesin bir bilgi vermemektedir.

I like it, too. (Çoğunluğun tercihi)

I too saw that movie.

I, too, saw that movie. (Fikir ayrılığı söz konusu)

I didn’t see that movie, either.

I didn’t see that movie either. (Fikir ayrılığı söz konusu)

He wrote “Love Story,” also.

He wrote “Love Story” also. (Fikir ayrılığı söz konusu)

Kaynak: The Best Punctuation Book, Period., June Casagrande
Hazırlayan ve çeviren: Samet Atik
Gözden geçiren: Dila Balça Öğün

İngilizcede Virgül Kullanımı -1-

İngilizcede Virgül Kullanımı -1-

Virgülü cümlelerde ayırıcı görevinde ve kısa bir durmayı göstermek için kullanıyoruz. Bu durum Türkçede olduğu gibi İngilizcede de geçerli. Fakat bir soluk alıp öyle devam etmenin uygun olacağını düşündüğümüz her yere virgül koymamız çeşitli sorunlara yol açacaktır. Öncelikle cümlede anlatmak istediğimizin ne olduğuna karar verip doğru hamleyi ona göre seçmeliyiz.

İngilizcede bazı virgül kullanımları katı kurallarla belirlenmiş olsa da kalan kullanımlar yazarın ya da editörün tercihine kalıyor. Burada her iki kategoriye giren kullanımlardan örneklere değineceğiz.

Art arda Gelen Kelime, Kelime Grupları veya Cümlecikleri Ayırmak İçin Kullanılan Virgül

Bir cümlede art arda gelen kelime veya kelime gruplarını ayırırken serinin sonundaki kelime veya kelime grubundan önce bazen and bağlacı gelebilir. Kimi otoritelere göre and bağlacından önce virgül kullanılmalı, kimilerine göre ise bu bağlaç zaten iki öğeyi birbirinden ayırdığı için bir daha virgülün kullanılmasına gerek yoktur.

They play football, basketball, and soccer.

ya da

They play football, basketball and soccer.

Cümlede art arda gelen cümleciklerde ise son cümleciğin önündeki and bağlacının önüne virgül getirilmesi bütün otoritelerce benimsenmiş.

In the 1980s, music was loud, hair was big, and the clubs were hopping along Sunset Boulevard.

Cümle içinde art arda geçen sıfatlarda sıfatlar arası virgül kullanılıp kullanılmayacağını sıfatların bağlı oldukları isimle ilişkileri belirler. İsme farklı nitelik ya da nicelikler veren sıfatlar genelde virgülle ayrılmadan da yazılabilir. (He wore bright red wingtip shoes.) İsme aynı derecede etki eden sıfatlar ise virgülle ayrılır. (He wants to meet a kind, gentle, sweet girl.) Virgülle ayrılması gereken sıfatları anlamak için araya and bağlacını getirebiliriz. Sıfatlar and bağlacıyla birbirine bağlandığında cümle hâla anlamlıysa sıfatların arasında virgül kullanılmalıdır.

Art arda gelen öğeler kendi içinde de virgülle ayrılıyorsa bu öğeleri birbirinden ayırmak için virgül değil noktalı virgül kullanılmalıdır.

We visited Tuscon, Arizona; Boise, Idaho; and Savannah, Georgia.

& işareti hiçbir zaman virgülle kullanılmaz; yani sıralanan kelimelerde son kelime öncekilerden and bağlacı yerine & işareti ile ayrılıyorsa hemen öncesinde virgül getirilmez.

Special Today: Corned Beef, Cabbage & Potato

Bir fiile, bir sıfata ya da kendinden başka bir zamire etki eden birbirinden farklı ya da tekrarlanan zarflar virgülle ayrılır.

He happily, passionately, and energetically followed the instructions.

He was a very, very wise man. 

Capture d’écran 2015-09-16 à 16.02.21

Giriş Kelime veya Kelime Gruplarından Sonra Kullanılan Virgül

Cümle girişinde ön bilgiyi vermeye yarayan kelime veya kelime gruplarından sonra yazarın ya da editörün tercihine göre virgül kullanılabilir ya da kullanılmayabilir. Aşağıdaki cümlelerin ikisi de doğrudur:

On Tuesday there was a small earthquake.

On Tuesday, there was a small earthquake.

Cümlenin akışı ve anlama kolaylığı açısından cümle başındaki kelime grubunun uzun olduğu yerlerde kelime grubundan sonra virgül gelir.

On the second Tuesday of every month that has thirty days or fewer, Joe cleans the coffee maker.

Edat ve isimden oluşan kısa kelime gruplarından sonra yine yazarın tercihine ve yapılmak istenen vurguya göre virgül kullanılabilir.

Without him I’d be lost.

Without him, I’d be lost.

Cümle başında ön bilgi için kullanılan sıfat-fiillerden veya sıfat-fiil içeren kelime gruplarından sonra genelde virgül kullanılması gerekir.

Seething with contempt, she turned to face him.

Arkasından kısa bir durma gerektiren zarflar girişte kullanıldığında yine zarfın arkasından virgül gelir.

Frankly, I don’t like him.

Diğer zarflar içinse böyle bir durum söz konusu değildir.

Recently I discovered sushi.

2f28ea39a2b23fa5b338339d719629a9

Cümlecikleri Ayırmak için Kullanılan Virgül

Cümlecikleri cümleden ayırmak için virgülün kullanılıp kullanılmaması cümleciklerin uzunluğuna ve bağımlı veya bağımsız olmalarına bağlıdır.

Cümleye bağlaçla bağlı bağımsız cümlecikler genelde virgülle ayrılır. İçerisinde kendine ait çekimli fiil ve özne taşıyan cümlecikler bağımsız cümleciktir ve cümleden bağımsız olarak da anlam taşır.

I know that you’re going skiing without me on Tuesday, but I don’t care.

Emir cümlecikleri de gizli özne barındırır, yani bağımsız cümlecik grubuna girer.

I know that you’re going skiing without me on Tuesday, so (you) leave.

Bağlaçla bağlanan bağımsız cümlecikler kısa ve açıksa yazarın cümlecikleri virgülle ayırmama imkânı bulunur.

You could stay or you could go.

Birbirine bağlaçla bağlı öğeler bağımsız cümlecik sınıfına girmiyorsa, yani yüklem veya özneleri cümleyle ortaksa cümleden virgülle ayrılmaz.

They brought wine but forgot the corkscrew.

A palm tree that appeared to be dying and some parched-looking scrub brush came into view.

Bağımlı cümlecikler yani yan cümleler bir özne ve yüklem barındırır, fakat ana cümleden bağımsız bir anlam ifade etmez. Bu cümlecikler cümleye zaman, amaç, sonuç ya da koşul belirten bağlaçlarla bağlanır. Bağımlı cümlecik cümlenin başındaysa genelde cümleden virgülle ayrılır. Cümlecik ana cümleden sonra geliyorsa virgüle gerek yoktur.

If the mall is open, we will go shopping.

We will go shopping if the mall is open.

Açıklayıcı Kelime, Kelime Grubu ve Cümlecikleri Cümleden Ayırmak için Kullanılan Virgül

Cümlenin arasında açıklayıcı görev üstlenen kelime, kelime grubu veya cümlecik cümlenin anlamını etkilemiyorsa, cümleden çıkarıldığında anlam bozukluğu yaratmıyorsa cümleden virgülle ayrılır.

Barbara, who is my favorite stylist, is off on Mondays.

Açıklayıcı cümlecik that kelimesi ile başlıyorsa cümleden hiçbir zaman virgülle ayrılmaz.

The car that he was driving was red.

Kaynak: The Best Punctuation Book, Period., June Casagrande
Hazırlayan ve çeviren: Ece Nihal Karluk
Gözden geçiren: Dila Balça Öğün

Ey Çevirmen Geldiysen 3 Kez Vur

Ey Çevirmen Geldiysen 3 Kez Vur

Bu yazı 24 Mart 2014’te, genç yaşta yitirdiğimiz Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Batı Dilleri ve  Edebiyatları Bölümü öğretim görevlisi ve Çeviri Derneği Başkanı, çok sevgili Dr. Elif Özgür Ertan tarafından yazılmıştır. Kendisi Boris Vian’ın Günlerin Köpüğü’nü, Anatole France’ın Küçük Pierre’ini, Yasmina Khadra’nın Morituri’sini, Diane Ducret’nin Diktatörlerin Kadınları’nı, Nora Şeni’nin Oryantalizm ve Hayırseverliğin İttifakı’nı güzel çevirileriyle Türkçeye kazandırmış insandır. Ayrıca bir gün kitaplaştırmak üzere yazdıkları, bu sene içerisinde Elif’in “Kısacıklar”ı başlığı altında yayımlandı. Çalışkan ve yetkin bir çevirmen, gerçek bir caz aşığıydı. Nur içinde yat Elif Hoca…

Böyle gözlerimizi kapatıp, el ele tutuşup sessizce beklemek nasıl olurdu bilemiyorum ama bizler daha bilimsel yöntemleri tercih ediyor ve çevirmen yetiştiriyoruz. Her yıl çeviri eğitimi verilen yeni bölümler kuruluyor. Ancak bunca mezun verilmesine karşın nitelikli çevirmen sayısı yeterli mi? Çeviri sektörü ve çeviri eğitimi birbirinin gereksinmelerini karşılayabiliyor mu? Çeviri Mesleğinin üç önemli ayağı olan Çeviri Eğitimi Veren Bölümler, Meslek Örgütleri, Çeviri Sektörünün birbiriyle iletişimleri, etkileşimleri nelerdir?

Bir yandan AB Bakanlığı’nın düzenlediği Çeviri Yarışması, öbür yandan Mesleki Yeterlilik Kurumunun yürüttüğü UYEP Projesi çerçevesindeki Çevirmenlik Meslek Standartları, Yeterlilikleri ve sonrası gelecek Değerlendirme ve Sertifikasyon süreci, devlet kurumlarında çeviri mesleği için büyük bir hareketliliğin başladığını göstermekte. Çeviri yarışmasına İngilizce, Fransızca ve Almanca dillerinden öğrencilerimiz katılmakta ve bu yarışma gerek bireysel gerek kurumlararası geliştirici bir rekabeti ortaya koymaktadır.

Tüm bu yeni oluşumlar sırasında üniversiteler, meslek örgütleri ve çeviri sektöründen temsilcilerden oluşan çalışma grubumuz uzun soluklu toplantıların ardından Ulusal Meslek Standardı Çevirmen Seviye 6¹‘yı tamamladı ve Meslek Standardı resmi gazetede yayınlandı -şu anda farklı alanlardaki Yeterlilik süreci gerçekleştirilmektedir.

Çevirmenlik meslek standardıyla ilgili çeşitli üniversitelerde süreci anlatan seminerler verdik, tartışmalara katıldık. Bu yıl da farklı eğitim kurumlarında konuyla ilgili çalışmalar yapmaya devam ediyoruz. Bu seminerler, paneller sırasında eğitim kurumlarında aldığımız soruların büyük bir bölümünü üniversite diplomasının sertifikayla eşdeğerli olup olmaması konusu oluşturuyordu.

Çeviri eğitimi veren bölümlerin diplomasıyla Mesleki Yeterlilik Sertifikası elbette eşdeğerli değildir. Üniversite diplomaları, mesleği uygulamalı olarak yerine getirmenin yanı sıra kuramsal çalışmalar, bilimsel araştırmalar yapılmasına olanak sağlar. Mesleki yeterlilikler ve sertifika ise ürünü temel alan, ürün niteliğini artırmayı hedefleyen bir çalışmadır. Çeviri bölümlerinin çok genç bölümler olduğunu da düşünürsek bu bölümden mezun olmayan ancak çeviri mesleğini gerçekleştiren birçok çevirmen bulunduğunu söyleyebiliriz. Mesleki yeterlilik sertifikası, çeviri ürününü yeterli ölçüde gerçekleştirebilenlere verilen bir sertifikadır. Bu bir anlamda sektörde çalışan çeviri bölümü mezunu olmayan çevirmenleri belgelendirme niteliğindedir. Çeviri bölümü mezunları da bu sertifikayı almak için dilerlerse başvuru yapabileceklerdir.

Sertifikayı almak ya da almamak belki de bütün mesele. Sertifikanın alınmaması bir meslek örgüt üyesini ya da çeviri bölümü mezununu nasıl etkiler?

Yeterlilik sertifikaları zorunluluk içermezler. Çevirmenlik mesleğini gerçekleştirmek konusunda zorunlu olmayan ancak bir tercih nedeni oluşturabilecek bu süreç eğitim kurumlarının, meslek örgütlerinin ve çeviri sektörünün aynaya bakması için fırsat yaratmış olacaktır. Çeviri ürününün niteliği ve yeterliliği konusunda eğitim kurumları ders içeriklerini gözden geçirebilir, meslek örgütleri sektörün birleştirici unsurlarını tartışabilir, çeviri sektörü de yenilikleri takip ederek eğitim ve meslek örgütleriyle ilişkilerini güçlendirebilir.

Çeviri eğitimi veren kurumlarda proje ve uygulamaya yönelik dersler, meslek etiği, süre planlaması gibi konularda çalışmaların artırılması çeviri ürününün niteliğinin düzeyini de olumlu yönde değiştirecektir. Ayrıca, sektörel yürütülen ortak çalışmalar, stajlar, karşılıklı gereksinimleri saptamak için yararlı olacaktır. Yaptığı stajlarla aldığı eğitimin paralelliğini gören geleceğin çevirmenleri ürün kalitesi konusunda kendilerini geliştirme ve deneyim kazanma fırsatını bulacaklardır. Meslek örgütleri de aradaki tüm bu ağı sağlayarak meslektaşlar arasında bağlantı kuracak, çeviri mesleği üzerine sorgulayıcı yeni tartışmalar açacaktır.

İşte tüm bu ortak çalışmaları gerçekleştirecek, verdikleri diplomaların arkasında duran eğitim kurumları, meslek örgütleri ve çeviri sektörü, gözleri açık el ele tutuşarak çevirmenlerin geldiğini görecektir.

¹ Ulusal Meslek Standartı Çevirmen Seviye 6, Resmi Gazete’nin 29.01.2013 tarihli, 28543 (Mükerrer sayısında), 12UMS0274-6 referans koduyla yayınlanmıştır.

Kendi çektiği fotoğraflardan biri olan yukarıdaki görsel için Ertan

gider vapurlar
kalır sokaklar
mavi faytonlar

yazmış.

Sözlü Çeviri Kalite ve Ücret Dengesi

Sözlü Çeviri Kalite ve Ücret Dengesi

* Bu yazı Dragosfer Dergi’nin 11. Sayısında yayımlanmıştır.

Sözlü çeviri, özellikle simultane (eşzamanlı) çeviri, çeviri mesleğinin en zor, en yüksek, en hassas alanlarındandır. Çoğu kaynak, simultane çeviri yeteneğinin doğuştan yatkın olmayı gerektirdiğini ve ortalama insan nüfusunun milyonda birinin bu yetenekle doğduğunu ifade etmektedir. Uluslararası Konferans Çevirmenleri Birliği (AIIC) verileri dikkate alındığında pratikte sözlü çeviriyle uğraşanların nüfusa oranının ülkeden ülkeye milyonda bir ile üç arasında değiştiğini görüyoruz. Türkiye ekonomisi hızla büyürken ve dünyaya açılırken çevirmen ihtiyacı da artıyor. Peki her çevirmenden aynı kalite ve performans bekleniyor mu? Sözlü çevirmenlere ödenen ücretler ve beklenen performans adil mi? Değişen piyasa dinamikleri ve yeni teknolojilerin ışığında ücretlendirme politikalarında iyileştirme nasıl yapılabilir?

Yeteneğin nadirliğine göre ücretlendirme adil mi?

Milyonda bir ulaşılacak bir yeteneğe sahip simultane çevirmenlerin ücretlendirmeleri adil midir? Nüfusta milyonda bir oranında bulunan diğer meslek grupları pilotluk, yarışçılık, şampiyon sporculuk, beyin cerrahlığı gibi alanlardır. Başarılı bir çevirmen, başarılı bir pilot kadar veya beyin cerrahı kadar kazanıyor mu? Ne yazık ki hayır. Bu kadar ince yetenek gerektiren ve bu kadar nadir bulunan bir mesleğe gençleri yönlendirmek istiyorsak, ücretlendirme politikalarını ciddi bir biçimde gözden geçirmemiz gerekiyor. Daha net bir örnek vermek gerekirse, simultane çevirmen saniyenin dörtte biri kadar kısacık bir zamanda çeviri yapar. Yani saniyede dört kelime çevirir. Çoğu insanın birkaç kelimeyi bir araya getirmek için dakikalarca düşünmesi, kurgulaması gerekirken bu kadar hızlı düşünen, anlayan ve anlaşılır bir dille çeviren profesyonellere hak ettiği değeri vermek gerekiyor.

Son 10 yıllık enflasyon karşısında ücretler ne durumda?

Ülkemizde son on yıldır simultane çeviri ücretleri enflasyon karşısında sürekli erimektedir. Meslektaşlarımıza danıştığımızda, 2000 yılında bir günlük ücretle satın alınabilen malların, bugün iki hatta üç günlük ücretle edinildiğini söylüyorlar. Demek ki ücretin satın alma gücü neredeyse üçte bir oranında azalmış. En çok talep gören İngilizce dilinde son altı yılda ücretler sadece %10 oranında artış göstermiş ki bu reel anlamda gelirin yarı yarıya azalması demek. Pek çok çevirmen, daha çok iş alarak, akşamları ek yazılı çeviri yaparak gelir seviyesini dengelemeye çalışıyor. Oysa simultane çeviri çok yorucu bir meslek. Düşünün, bir tercüman tek başına bir saatten daha uzun süre çeviri yaptığında mental blokaj baş gösterebiliyor; yani çevirmen tamamen kilitlenebiliyor. Her hafta, her gün, arka arkaya, farklı konularda yapılması sağlık açısından riskli.

Farklı dillerde ücretlendirme nasıl?

İngilizce dilinde ücretler yatay seyrederken Arapça ve Rusça artışta; özellikle Arapça sürekli rekor tazeliyor. Arapça çevirmenlerin gelirlerini enflasyonun üzerinde artırdıkları söylenebilir. Sayıları az olmakla beraber Çince ve Japonca simultane yapanlar İngilizce çevirmenlerin iki-üç katı gelir elde ediyor. Tek başına Çince çeviri yapan çevirmenin kendi ücretini belirleme hakkına saygılıyız elbette. Ancak, bir konferansta Arapça, Rusça, Çince, İtalyanca ve İngilizce çeviri yapılıyorsa; en çok yorulan, katılımcıların çoğunluğunun dinlediği, soru cevap oturumlarında dahi dinlenmeden, hiç durmadan çalışan ekip İngilizceciler oluyor. Ve maalesef en düşük ücreti bu çok dilli ekip içerisinde yine İngilizceciler alıyor ki bu da adil değil. Çok dilli konferanslarda tüm ekibe eşit ücret ödenmeli. Tek başına İngilizceciye daha düşük ücret önermeyi normal karşılayabiliriz; ama aynı işte çalışıyorsa, aynı konferansın çevirmenlerindense, Arapçacıdan daha düşük ücret önermek doğru değildir.

Genç çevirmenlerin rekabeti piyasayı düşürüyor mu?

Genç çevirmenlerin, deneyimli büyük-lerine kıyasla daha düşük bir ücrete razı olmalarını doğal karşılamak lazım. Hayata yeni başlayan bir gencin ümitleri, hayalleri var. Yaşam standardı ve temel harcamaları görece daha düşük. Oysa on beş yıldır çevirmenlik yapan çocuklu bir profesyonelin masrafları bu gençten birkaç kat fazla. Meslekte geçirdiği onca yıldan sonra emeklerinin karşılığının

günlük ücretine yansımasını bekliyor, doğal olarak. Açıkçası, AB kurumlarında ve Birleşmiş Milletler satın alma kriterlerinde genç çevirmenlere önerilen ücretler deneyimli büyüklerinin %30 kadar altında. Demek ki dünyanın en çok çevirmen satın alan iki dev kurumu gençlere kucak açarken daha alt seviyeden ücretlendirmekte mahzur görmüyor.

Standard ve Plus ücretlendirme modelleri

Sözlü çevirmende asgari kaliteyi sağlamak için bölüm/yüksek lisans mezunu olmak, tercihen yurtdışında ve küçük yaştan itibaren yabancı dilde eğitim görmüş olmak, profesyonel çevirmenlerle 100-150 işgünü sözlü çeviri yapmış olmak gibi temel şartları aramak lazım. Bu şartları sağlayan çevirmenlerin kabul edilebilir kalite düzeyinde olacaklarını söyleyebiliriz. Peki bunun ilerisi var mıdır? Yani tıp çevirmeni, hukuk uzmanı, finansçı çevirmen, CEO tercümanı gibi unvanları konuşabilir miyiz? Gayet tabi konuşabiliriz ve bu tür artıları olan profesyonellere “plus” koşullarda ücret önermek doğaldır. Yani günlük bir toplantıyı, şirket içi eğitim programını veya tesis ziyaretini yapacak çevirmenle, milyon dolarlık sözleşmeyi çevirecek, binlerce kişinin katıldığı kongrede çeviri yapacak kişi aynı kişi değildir. Bir cerrahi kongresinde veya tahkim toplantısında çeviri yapmak çok daha zordur, uzun yılların deneyimini ve bilgisini gerektirir. Zaten piyasada bu yönde bir beklenti oluşmaktadır. Özel toplantılarında müş-teriler %20-30 daha yüksek bütçeyle en üst düzey çevirmenleri aylar öncesinden rezerve etmektedirler. Bizce de ücret-lendirmede doğru yaklaşım standart ve plus modelidir.

Video çeviri ve telekonferans

Son yıllarda internet ve telefon bağlantılarının yaygınlaşması, hızlanması ve ucuzlamasıyla yeni bir çeviri türü çıkmıştır. Çin’deki müşterisine, Dubai’deki müdürüne, hastanedeki doktoruna video konferansla bağlanıp çevirmenle iletişim kurmak bugünün teknolojisiyle mümkündür. Video sinyalinin zayıf olduğu noktalarda tele-fonla çeviri gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bu modelde çevirmene dakika başına ücret ödeniyor. Açılışı için minimum sabit bir ücret belirleniyor ve sonra her 10-15 dakika için kontör yöntemiyle ücretlendirme devam ediyor. Kısa günlük haberleşmelerde video/tele çeviri yönteminin katlanarak büyümesini bekliyoruz. Mart sonunda İstanbul’da düzenlenecek Gala Konferansının bir günü tamamen video ve tele konferans sistemlerine ayrılmış durumda. Dünya trendlerinin ne yönde ilerlediğini görmek bağlamında sadece bu örnek bile yeterlidir kanaatindeyiz.

Milyonda bir ulaşılan yeteneklerin ücretlendirmesinin daha gerçekçi olmasını, gençleri özendirici, deneyim-lileri ödüllendirici seviyelere gelmesini yürekten diliyoruz.

Yazar: Ümit Özaydın

Editör: Kübra Konakbay