Anlat Samet

Anlat Samet

Türkiye’de gündem, skandal ile eş anlamlı hâle geldi. Politikadan sanata, ticaretten eğitime kadar her alanda skandal yaşanırken spor sektörü de es geçilmedi. Ancak, bu alanda hâlihazırda o kadar fazla sorun vardı ki kabağın tercümanlara patlayacağını kimse tahmin bile etmemişti. Ekim ayının başında Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım’ın Brezilyalı oyuncuları Alex de Souza ile yaşadığı kriz Sabiha Gökçen Havalanı’nda ayaküstü bir basın toplantısı düzenlenmesine yol açmış; burada yaşananlar ise tercümanlık mesleğinin tarihinde bir utanç sayfası olarak yerini almıştı.

Nasıl gelişmişti olaylar: Daha önce de dediğim gibi Fenerbahçe’nin oyuncusu Alex de Souza ile teknik direktör arasında bir süredir devam eden gerginliğe başkan Aziz Yıldırım el atar ve gergin bir görüşme yaşarlar. Basın toplantısında, Alex’in görüşmeye 15 dakika geç geldiğini belirten ve saygısızca davrandığını iddia eden Aziz Yıldırım tüm bu yaşananlara takım tercümanları Samet Güzel’i şahit olarak gösterir. Her iddiasının sonunda ise tercümandan kameralar önünde zoraki teyitler ister; hatta cevabını tekrar tekrar, yüksek sesle yineletir. “Anlat Samet” ile “Doğru mu Samet” böylelikle bir fenomen hâlini alır. Ama bununla kalır mı? Aykut Kocaman ve Aziz Yıldırım kafa kafaya verir; kısa bir beyin fırtınası sonucu kötülüğün kaynağını bulurlar. Suçlu takım tercümanlarıdır ve bu nedenle Samet hariç diğer hepsinin işlerine son verilir. Bu kararın nedeni olarak ise futbolcuları şımartmamak olduğu söylenir. Samet’in kovulmamasının nedeni ise basın toplantılarında görev alacak olmasıdır. Ancak, Samet bu yaşananlardan sonra kamuoyunun tepkisine dayanamaz; o da istifa eder. İşin kötüsü, hiçbir çeviri derneği ya da kuruluşu bu utanç tablosuna tepki göstermez. İnternet siteleri durur mu? Tercümanların işten çıkarılmasını mynet şu başlık ile duyurur: F.Bahçe’de devrim gibi uygulama!

Camianın Genel Tavrı…

Yaşanan bu olaylardan sonra herhangi bir uzmanın ya da derneğin açıklama yapmaması, herkesin olayları istediği gibi yorumlayabilmesi için uygun ortam oluşturdu. İnternette yapılan bir ankette “Fenerbahçe’de yabancı futbolcuların Türkçe öğrenmesini isteyen teknik direktörü destekliyor musunuz?” sorusuna %89 ile Evet yanıtının verilmesi olayın vahametini açıkça ortaya koyuyor. Sosyal medyada yapılan yorumlardan ise insanların tercümanlığı dil bilen insanlar tarafından yapılan, vasıfsız bir faaliyet olarak gördüğü açıkça anlaşılıyor.

Yani spor alanında çalışan tercümanlar, kameraların önüne her an çıkarılıp işverenini onaylamakla yükümlü birer “hizmetkâr” olarak görülüyor daha çok. Ola ki doğruyu söylemek işvereninize ters düşüyor, yolunuz açık olsun. Sessiz kalma hakkınız yok. Tabii bir de şu konu var: tercümanlıkta gizlilik ilkesi diye bir şey yok mudur? Sözkonusu durumda tercüman, her gününü birlikte geçirdiği şahsa ait her türlü özel bilgiyi ifşa edebilecek bir konumda mıdır?

Bugüne kadar profesyonel tercüme eğitimi almamış insanların bu sektörde çalışması, Türkiye’deki spor kulüplerinin profesyonel adı altında “amatör” biçimde yönetilmesi, yöneticilerin mutlak hâkim rolüne soyunmaları bu yaşananların nedenlerinden sadece birkaçı. Tercümanlık, eğitimi olan profesyonel bir meslektir. Hiç tanımadığınız insanlarla saniyeler içinde empati kurabilir, konuşmacının hissiyatını paylaşacak cümleler kurabilirsiniz. Her alanda az çok bilgi sahibi olabilir, kriz anlarında sakinliğinizi korumak zorunda kalabilirsiniz. Bu kadar profesyonel bir işleyiş gerektiren bir mesleğin bu kadar hırpalanması, mevcut sisteminde sürpriz olarak görülmemeli.

Kült Tercümanlar

Bu yaşananlar ne ilk ne de son olacak gibi görünüyor. Bu olaydan kısa bir süre önce Şampiyonlar Ligi’nde FB – Marsilya maçı öncesinde bir tercüman sorunu daha yaşandı. Fransız takımına tercümanlık yapması için gelen kişi yaptığı çeviri sayesinde sosyal medyanın “A kalite” tercümanı ilan edildi.

Herhangi bir kontrol mekanizması olmadığı için tercümanın yer yer hatalı tercümeleri LİGTV muhabirlerinin ekmeğine yağ sürdü. Fransız teknik direktör: “Fenerbahçe’nin final oynamak istediğini biliyoruz.” şeklindeki tarafsız açıklamasını “Fenerbahçe güçlü bir ekip, final oynayabilir.” gibi daha medyatik bir biçimde çevirmesi tabiî ki de haberin başlığını belirleyen faktör oldu.

Sözlü çeviride uzmanlaşmak önce yetenek işidir, daha sonrası zamanla gelişir. Herhangi bir el kitabı yoktur. Kopya çekemezsiniz. Doping yapsanız da faydası olmaz. Sahneye çıktığınız anda yalnızsınızdır. Kimi ufak tefek hatalar göze görünmezken öyle bir hata yaparsınız ki tüm televizyonlar günlerce sizden bahseder. Başarılı çeviri dikkat çekmez ya, hatalar asla affedilmez bu meslekte.

Çözüme doğru…

Bütün bu yaşananların bizi getirdiği noktaya değinmeden önce olaylara kısaca göz atalım. Demir yumruk bir işveren, amatörce çalışan profesyonel spor kulüpleri, yapılan işe uygun vasıfları olmayan tercümanların istihdam edilmesi, bakir ve geniş bir uzmanlık alanı… Bu konuda oyuncu asistanlığından tutun, üniversitelerin ilgili bölümlerinde seçmeli ders açılmasına kadar birçok fikrin uçuştuğu şu sıralarda en mantıklı fikir sağlıklı bir mesleki kuruluşun/derneğin kurulmasıdır. Sosyal medyada bunun alt yapısının oluşturulması, üniversitelerle ve çeviri derneklerinde konferansların düzenlenmesinin akabinde kurulacak bir dernek, mesleğe kaybettiği saygınlığın kazandırılmasında yardımcı olurken gelecek kaygısı yaşayan genç çevirmen arkadaşlarımıza ışık tutabilecek bir oluşuma dönüşebilir . Bu reform hareketi, amatörce yönetilen Türk futbol kulüplerine, çok daha profesyonel yönetim sistemleri olan Avrupa ve Amerikan spor kulüplerini yakalamakta ne gibi yöntemler izlemeleri gerektiğini gösterecektir. Kızım sana söylüyorum gelinim sen işit misali, belki de buradan sadece spor tercümanları değil öteki gruplar da kendilerine düşen payı alabilirler.