Microsoft Translator: Simultane Teknolojisi

Microsoft Translator: Simultane Teknolojisi

Microsoft Translator, Microsoft’un, Skype Translator ve Office programlarının arkasındaki ekip tarafından geliştirilen ve iletişimi, farklı dillerde olsa dahi akıcı kılmayı hedefleyen bir teknoloji.

 

Uygulamanın dikkat çeken en önemli özelliği, giyilebilir cihazlarla, yani Apple Watch ve Android Wear ile senkronize çalışıyor olması. Yani siz, bileğinizdeki akıllı saate konuşuyorsunuz ve söylediklerinizin seçtiğiniz dildeki çevirisi aynı anda Android veya iOs cihazınızda beliriyor. Birbiriyle eşleştirilmiş bu cihazlardan birini, karşınızdaki kişiye verdiğinizde iletişim aksamadan, doğal akışında devam edebiliyor.

Giyilebilir teknolojiyle eşleştirilen akıllı cihazlarla kullanıldığında maksimum performans alınan bu uygulama İngilizce, Mandarin, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Portekizce ve İspanyolca dilleri arasında çeviri yapabiliyor.

Böylesi bir saate sahip değilseniz de üzülmeyin. Uygulama telefonlarda da çalışıyor. Fakat Microsoft’un dediğine göre giyilebilir cihaz ve akıllı telefon üzerinden kullanıldığında şaşırtıcı derecede başarılı sonuçlar alınıyor.

İşte bu yeni uygulamanın tanıtım videosu:

 

 

Neden çeviri teknolojilerinden nefret eden bu kadar çevirmen var?

Neden çeviri teknolojilerinden nefret eden bu kadar çevirmen var?

Genel olarak değerlendirdiğimizde teknoloji, hayatımızı daha iyi bir yere getiren bir şey olmalı. Yazılımlar bilfiil yaptığımız işleri otomatikleştirebilmeli ve insanların omuzlarındaki yükü azaltabilmeli. Çeviri, dil ile ilgili diğer işlerde olduğu gibi karmaşık bir iştir. Makineler henüz dili insanlar kadar iyi kullanabilecek yetkinlikte değil. Çeviri ise bir dilde yazı yazmaktan en az iki kat daha karmaşık bir süreç ve birçok alt katmanı bulunuyor.

Bu yüzden, böyle karmaşık bir iş karşısında her profesyonel çevirmenin işlerini kolaylaştırmak, çeviri sürecini hızlandırmak ve hayatlarını daha iyi bir yere getirmek için teknolojiyi kullanmaya can attığı düşünülebilir. Ama aslında hiç de öyle değil.

Sebebi ise şu:

Google, topluluğun zihninde canlanan “çeviri” kavramını değiştirdi. Birçok yönden Google Çeviri, profesyonel çevirmenlerin hayatları boyunca vuku bulmuş hem en iyi hem de kötü şey. Bir taraftan genel olarak bakıldığında Google’ın bu alandaki çabaları sayesinde çeviri, toplum için daha göz önünde bir şey haline geldi. Birden insanlar çevirinin mevcut ve ulaşılabilir bir hizmet olduğunu gördüler. Bu da sektördeki büyümeyi ve talebi tetikledi. Çünkü insanlar kısa sürede ücretsiz, çevrimiçi makine çevirisi kalitesinin çoğu amaç ve özellikle de iş dünyası standartları için yetersiz olduğunu gördüler.

Diğer bir yandan Google Çeviri çeviriye ihtiyaç olduğu konusunda büyük bir farkındalık uyandırmaya başladı. Bu ayrıca yüksek kalite çevirinin aslında olmadığı kadar daha kolay ve erişebilir bir şey olduğunu gösterdi. Google Çeviri aslında belirli bir seviyeden sonrası için ücretsiz olmasa da, birçok insan çevirinin “bedava ve kolay” olduğu düşüncesine kapılmış durumda. İşte bu da profesyonel çevirmenlerin insanlara yaptıkları işlerin değerini anlatmayı çok daha güç hale getiriyor.

Çeviri araçlarının gelişimi büyük ölçüde durmuş durumda. Profesyonel çeviri araçlarında çok az yol katedilmesi çevirmenler için gerçekten sinir bozucu bir durum. Günümüzdeki çoğu çeviri aracınının 1996 senesinde çevirmen olarak kullandığım yazılımlarla neredeyse aynı görünüme sahip olmasını şaşırtıcı buluyorum doğrusu. Geçen yirmi senede “ne görüyorsan o” mantığıyla çalışan, internet sitelerinin çevirisi, internet ve dijital ortamla ilgili diğer çeviri projeleri için bağlam içinde görünüm sunan çeviri aracı sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Belki daha sinir bozucu bir mesele ise çevirmenlerin çeviri yapacakları dosyaları edinebilmeleri, çeviri yapabilmeleri ve yaptıkları işi teslim edebilmeleri için birçok farklı sistemle mücadele etmek zorunda olmalarıdır. Çeviri sürecini otomatikleştiren yazılımlar olsa dahi piyasada yaygın bir biçimde benimsenmiyor. Bu da mesela göndereceğiniz iletiye dosyanın yanlış versiyonunu ekleme, işi kaydedeceğiniz sırada kazara yanlış bir şeyler ilave etme veya insanın doğası gereği bunlara benzer yaygın hataları yapma ihtimalinizin hala oldukça yüksek olduğu anlamına geliyor.

Çevirmen, müşteri istede de istemese de kaliteyi önceliğe alır. Bir çevirmene ne tür bir kalitenin kabul edilebilir olduğunu sorun, alacağınız cevap şöyle olacaktır: “Sadece en iyisi”. Sizce bir müzisyen vasat bir performansla yetinir mi? Hayır, elbette; çevirmen de aynı şekilde bununla yetinmez. Profesyoneller iyi çeviri dedikleri şeyin çıtasını oldukça yüksek tutarlar. Ama bir müşteriye “en iyi” çevirmenin nasıl bir çevirmen olduğu sorulduğunda cevap genellikle “Bana çeviriyi zamanında teslim eden” şeklinde olur. Müşteriler bazen çevirinin zamanında gelmesini çevirinin kalitesine yeğleyebiliyorlar.

Bazı müşteriler çeviri konusunda bilgi sahibi olmadıkları ve çevirisinin yapılmasını istedikleri dili konuşamadıkları için çevirttikleri bilginin türü veya nasıl kullanılacağına göre fiyatı ilk önceliğe alabiliyorlar. Profesyonel çeviri söz konusu olduğunda ise ücretini verdiğiniz şeyi elde edebiliyorsunuz. Aynı şey diğer profesyonel yazı hizmetleri için de geçerli. Aklınızda herhangi bir yayımlanmış çalışması olmayan, tecrübesiz bir yazarın alacağı kadar para vermek varsa çok satan kitapların yazarlarının sunacağı kalitenin beklentisine girmeyin. Müşteriler genellikle ufak şeylerde hasis büyük işlerde de müsrif oluyorlar ama başka durumlar söz konusu olduğunda gerçek iş dünyası gerekliliklerinin yön verdiği kararlar alıyorlar.

Bunun teknolojiyle ne alakası var peki? Birçok müşteri, teknojiyle her şeyin mümkün olduğunu düşünerek çeviri için şipşak, düşük maliyetli çözümler istiyor ve çevirmenler de bundaki büyük tehlikeyi görüyor. Kestirmelerle yol olarak aynı kalitenin elde edilebileceğini düşünmek yanlış bir şey. Müşteri ve çevirmenler arasındaki kopukluk genellikle müşterilerin öncelikleriyle çevirmenlerin perspektiflerinin veya amaçlarının uyuşmamasından kaynaklanıyor. Örneğin; müşteri herhangi bir yerde yayımlanmayacak, sadece şirket içi kullanılacak ancak kalitesi ne olursa olsun vaktinde yetiştirilmesi gereken bir içerik isteyebilir. Profesyonel bir çevirmenin böyle düşük seviyede bir kaliteyle çeviri yapması düşünülemez bile. Bu profesyonel bir müzisyenin hayatı boyunca eğitimini aldığı şeyi yok sayıp kötü bir performans sergilemek için uğraşması gibi bir şey.

Çevirmenler genellikle diğer çeviri süreçlerinin dışında kalıyorlar. Çeviri talep eden müşteriler, özellikle de iş dünyasından olanlar, çevirilerin büyük kısmını ajanslardan temin ederler. Ajansların sunduğu ancak serbest çevirmenlerin yapmadığı çok basit ama bir o kadar da önemli mühim bir şey var, o da proje yönetimi. Çevirmenler, tek bir kombinasyonda dahi belirli hakimiyet gerektiğinden genellikle bir veya iki dil kombinasyonunda uzmanlaşırlarken ajanslar, müşterilere birçok dil için kaynak sağlayabilecek yetkinliktedirler. Ayrıca, ajanslar serbest çevirmenlerin alabileceğinden çok büyük çapta işler alabilirler.

Yine de işin içine ajanslar girdiğinde çevirmenler ihanete uğramış olduklarını hissederler. Yetenek ve eğitim düzeylerini hesaba kattıklarında hak ettiklerinden az ücret alırlar. Çoğu çevirmen dereceyle mezun olmuştur ancak dereceyle mezun olan başka birinin başka sektörlerde kazandığından daha az para kazanırlar. Ajansların, ellerine geçen paranın iki katını müşteriden aldıklarını görürler ve ajanslarının niye kendi sırtlarından bu denli para kazandığını merak ederler. Hiç adil bir şey değilmiş gibi görünüyor, hele ki onlar olmadan çevirinin olamayacağını düşündüğünüzde.

Aslında bazı ajansların kattıkları değer için %200’ü aşan kar marjıyla kabul edilebilir olarak düşünebilecek ücreti daha yukarıya çektikleri doğru ancak çok nadir görülen bir şey. Çeviri ajanslarının kâr marjının sektör normu ise %20-30 arasındadır. Başka bir deyişle, çevirmenin ücreti, ayrıca editör ve düzeltmenin ücreti eklenip proje yönetim masraflarıyla toplam hesap çıkartıldığında bir ajans harcanan dolar başına yirmi beş cent kazanır. Çevirmen gözüyle bakıldığında oldukça karlı gözükebilir, iş dünyasında ise o kadar da cazip bir rakam değil. Birçok hizmet işinden daha iyi gözükse de diğer endüstrilerle karşılaştırıldığında canlı kar marjına sahip değil. Yine de onbinlerce ajans için, ki bunların da çoğu çok küçük iş hacmine sahip aile işletmesi oluyor, kâr marjı kayda değer seviyede ve kapılarını açık tutmak için yeterli oluyor.

Çeviri piyasası çevirmenin rolü ve kullandığı araçlardan çok daha hızlı değişiyor. İletişim yöntemleri ve teknolojileri evrimleşti diyebiliriz ama çevirmenin rolü pek de değişmedi. İnsanların “canlı tweet’leştiği” ve anlık iletişimin daha yaygın olduğu gerçek zamanlı günümüz dünyasında “canlı çeviri” ve gerçek zamanlı çeviri yapmayı sağlayacak daha çok araç olabileceğini düşünebilirsiniz. Doğrusu şu ki çoğu çevirmen “gerçek zamanlı çeviri” yapma fikrini kabul etmiyor çünkü her iyi yazar gibi onlar da terminolojiyi detaylıca araştırmak ve çıkardıkları işleri gözden geçirmek için daha fazla zamanları olmasına alışmışlar.

Piyasa taleplerinin, çevirmen rolünü çevirmenlerin dileğinden daha hızlı şekillendirmesine, bazı şirketlerin makine çevirisi (ücretsiz olanlardan değil, belirli alanlarda daha iyi kalite sunan etkili makine çevirisi) kullanmasını örnek verebiliriz. Çoğu zaman çevirmenlerin makine çevirisinden çıkan ürünü “temizlemeleri” isteniyor. Bu da daha önce duymadığımız bir rol olan “post editör”ün ortaya çıkmasını sağlamış oldu. İnsan “post editörler” temizlikçi ekip görevi görüyorlar ve kendilerinden, bilgisayarın ürettiği çevirilerdeki tüm hataları düzeltmeleri bekleniyor.

Buradaki problem ise şu; profesyonel bir çevirmenseniz niye başka birinin, bir cihazın arkasını toplamak isteyesiniz ki? Profesyonel bir müzisyenden, sentezörden (synthesizer) veya daha az yetkinlikte bir müzisyenden gelen bir kaydı gözden geçirmesini ve dönüp kulağa kötü gelen notaları doldurmasını istemeniz gibi bir şey bu. Çevirmenin gözünden bakınca hileyle çeviri ortaya çıkarılmış gibi görünüyor, genellikle de iyi bir kalite sunmuyor ve çevirinin bütün eğlencesini kaçırıyor. Birçok çevirmen ta en başında daha iyi bir çeviri ortaya çıkarabileceklerini biliyorlar, bu yüzden de doğal olarak dil bağlamında hademelik yapma işini reddediyorlar.

Çevirmenler, çeviri teknolojileri şirketleri tarafından bir kenara itiliyorlar. Geçmiş yıllarda çeviri teknolojisini oluşturmuş birçok şirket teknoloji gelirlerinin büyük kısmını çevirmenlerden elde etmelerine rağmen en büyük kullanıcı kitlelerinin, yani çevirmenlerin asıl ihtiyaçlarını ve endişelerini belirleme konusunda başarısız oldular. Çok az sayıda teknoloji şirketi çevirmenin yaptığı iş hakkında engin bilgiye sahip kişilerle çalışıp şirket olarak nasıl gelişmeleri konusunda rehberlik hizmeti alarak kendi yolunu belirleyebildi.

Belki de bu kopukluğun büyük bir kısmını çeviri teknolojisi şirketlerinin çevirmenlere karşı iyi tavır sergilememeleri, çevirmenlerin geçimlerini sağlayacak iyi paralar kazanan profesyoneller olduklarını kabul etmemeleri, onların kendi bakış açılarını savunmalarını benimsememeleri ve ürün geliştirme sürecinde onlarla işbirliğine gitmemeleri oluşturuyor. Çevirmenler, birçok çeviri teknolojisi şirketine güven duymuyor çünkü şirketlerin onların aslında ne istedikleriyle ilgilenmediklerini düşünüyorlar. Çoğu zaman da haklılar. İki grup arasındaki bu kopukluk problemi daha da büyütmekle kalıyor.

“Nefret” güçlü bir kelimedir ve elbette çeviri teknolojilerinden kelimenin tam anlamıyla nefret etmeyen birçok çevirmen var: Teknolojiyi kullanıyorlar, ancak hiçbirine bayılmıyorlar. Diğer çevirmenler ise bu konuya karşı karışık duygular besliyorlar ve gelen değişikliklere de itiraz etmiyorlar. Ama belli bir kesim çevirmen çeviri teknolojilerinden gerçekten nefret ediyor ve hiçbirine güvenmiyor. Harcandıklarını hissediyorlar ve bu yüzden bahsedilen türdeki şirketlerin üreteceği araçları bırakın, her türlü teknoloji şirketine karşı kuşkucu gözlerle bakıyorlar. Bu endişelerin kökeni ise kişisel deneyimlere dayanıyor: önemli ve gözardı edilemez deneyimlere.

Ben yine mesleğine edebi çevirmen olarak devam eden eski bir profesyonel serbest çevirmen olarak çeviri teknolojisine ve çeviri teknolojisinin onlara olan faydalarına karşı güvenlerini kaybeden tüm meslektaşlarımın görüşlerini takdir ediyor ve kendilerine saygı duyuyorum. Ama dışarıdan görünen bu manzaraya tamamen katıldığımı da söyleyemem. Benim imkanlar ve süreç görüşüm daha iyimser. Onlar gibi ben de profesyonel çevirmen dünyasındaki büyük ilerlemelerin makine çevirisinden geleceğini düşünmüyorum, en azından yakın bir dönem içerisinde. Her şey bir çevirmene bir şeyin nasıl çevirileceğini göstermekle bitmiyor, olmuyor.

Peki en başından beri teknolojinin, çevirmenlerin daha iyi kalite sağlamasında yardımcı olacağına inanıyor muydum? Kesinlikle. Kalite geliştirme, çeviri teknolojisindeki bir sonraki aşama, çevirmenler için çözülecek bir sonraki problem, yetkin teknoloji şirketlerinin altından kalkacağı bir sonraki zorluk ve tüm çevirmenlerin nihayetinde arkasında duracağı bir şey olacağına inanıyorum.

Yazar: Nataly Kelly – Smartling
Çevirmen: Burak ŞOLT

CAT’in Yeni Adı: Nubuto – Editör

CAT’in Yeni Adı: Nubuto – Editör

Türkiye’nin bulut bilişim bazlı ilk çeviri aracı olan Nubuto’da serbest bir çevirmen elindeki çeviri projesini nasıl yürütür?

Nubuto’da nasıl proje açıldığını ve çeviri arayüzünün nasıl özelleştirildiğini bir önceki yazımızda görmüştük. Şimdi çeviri sürecinde kullanılacak kısayol tuşlarına ve Nubuto Editör’e dair bazı ayrıntılara odaklanalım.

1)      Terimler

a)      Sisteme önceden eklemiş olduğunuz terimler çeviri arayüzünü, yani Nubuto Editör’ü açtığınızda mavi ile işaretlenmiş olarak gösterilir.

b)      İmlecinizi ilgili terimin karşılığının üzerine getirdiğinizde terime dair bağlam, terimi ekleyen kişi ve eklenme zamanı gibi ayrıntıları görüntüleyebilirsiniz.

c)       Bir segmentteki terimlerin karşılıklarını tek seferde görüntülemek için çeviri sütununda Ctrl+Shift+T tuşunu kullanarak tercih ettiğiniz terimin üzerine tıklamanız yeterlidir.

Ctrl+Shift+T tuşunu kullanrak ilk segmentin çevirisini çeviri sütununa yerleştirdik. Çeviri süresince çeviri belleğinizde “concordance” araması yapmak için ilgili sekmeyi ayrı bir pencerede açarak eş zamanlı çalışabilir veyahut herhangi bir sözcüğü imleç ile seçtikten sonra sağ tuş yardımı ile aynı aramayı gerçekleştirebilirsiniz.

Bir segmentin çevirisini bitirdikten sonra Alt+↓ tuşunu kullanarak veya imleci bir alt satıra götürmek suretiyle alt segmente geçebilirsiniz. Yazım ve dilbilgisi denetimi böylelikle otomatik olarak gerçekleştirilecektir.

Herhangi bir sözcüğü terim olarak eklemek, google’da aratmak, yahut metin içerisinde aratmak için sağ tuşa tıklamanız yeterlidir. Bunun dışında, projede geçen herhangi bir sözcüğün yer aldığı segmentleri tek seferde görüntülemek için şu yolu izleyerek çevirinizde kolayca değişiklik yapabilirsiniz:

a)      Ekranın sol yanındaki sütundan “Segment Filters” seçeneğine tıklayın

b)      “Containing specific text” sütununa ilgili sözcüğü girin ve “Apply Filters” tuşuna tıklayın.

c)       Mevcut proje içerisinde merak ettiğiniz ifadenin hangi numaralı segmentlerde bulunduğunu göreceksiniz. Gerekli değişiklikleri yaptıktan sonra filteryi kaldırmanız için sağ üstteki “Click to Disable” tuşuna tıklamanız yeterlidir.

Herhangi bir segmenti daha sonra kolayca bularak denetlemek için segment statüsünü “To be Translated” olarak değiştirebilirsiniz. Kapsamlı bir projede daha sonra yalnızca bu tip segmentleri görüntülemek için iki seçeneğini vardır:

a)      “Segment Filters”

b)      Alt+→

Nubuto Editör’ün temel özellik ve işlevleri bunlardır. Sorularınızı bize LinkedIn grubumuzdan, Facebook sayfamızdan, yahut bloga yorum hâlinde ileterek daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Nubuto bulutta çeviriye artık başlayabilirsiniz. www.Nubuto.com adresinden ücretsiz deneme hesabı açın, sistemi kendiniz de deneyin!