Dragosfer Dergi İnternette

Dragosfer Dergi İnternette

Bu editörlük görevini Mayıs 2012’de üstlendim. Üç yıl dolmak üzere. Geçen vakitte yedi adet matbu sayı çıkardık. Birçok arkadaşımızın gönüllü desteğiyle mümkün oldu tüm bunlar. Tasarımdan mizapaja, içerik üretiminden redaksiyona, baskıdan dağıtıma birçok iş kotarıldı.

İngilizce içeriğin artışı, dağıtım işinin zorluğu ve dergiye ulaşamayanların da bulunması bizi bu sene başında e-dergi formatına geçme konusunda ikna etmiş oldu. Ve karşınızda Dragosfer’in 14. sayısı: iOS cihazlarda görüntülenebilen, içerisinde gömülü videolar oynatılabilen, fotoğraf galerileri görüntülenebilen, dinamik içerik sizlerle.

kapak

Öte yandan, eski sayıların dolaşımını arttırmak amacıyla 10, 11, 12 ve 13. sayılar PDF formatında internette dağıtıma sunuldu. Babil.Com sitesine üye olduktan sonra Calibro mağalarına giderek akıllı cihazlarınıza eski sayıları indirmek mümkün.

dragosfer

Nice güzel günlere!

Editör mü? O da ne?

Editör mü? O da ne?

Dragosfer’in 10. sayısında blogda paylaşacağımızı söylediğimiz yazılardan biri… Keyifli okumalar.

Editör mü? O da ne?”

Editörlük pek çok farklı sektörde, pek çok farklı görev tanımı ile zikredilen bir iş. Basın sektöründe de editörler var, çeviri sektöründe de, yayıncılık sektöründe de… Bu yazıda yayıncılık sektöründe gördüğümüz, duyduğumuz editörlük mesleğine ilişkin bir takım hususlara değineceğiz.

Editör doğulmaz, editör olunur.

TDK’nın meslek tanımına baktığımızda şöyle diyor: “Belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş.”

Bu tanımı editörlük çerçevesinde ele almaya çalışalım:

Bir eğitimin olduğunu söylemek mümkün. Ancak bu eğitimin sınırları, standartları, altyapısı “belli” midir bilinmez. Yayınevlerinin ihtiyaçlarına ve kişinin ilgi alanlarına göre değişkenlik gösterebiliyor. Bunun yanında, bu eğitimler her ne kadar kurumlar içerisinde (yayınevlerinde) bir şekilde sürdürülüyor ise de henüz bağımsız bir kurum içerisine taşınabilmiş değil. Yani direkt olarak editörlük eğitimi veren herhangi bir kurum/kuruluş yok Türkiye’de. Üniversitelerin bazı bölümlerinin (edebiyat ve çeviribilim gibi) dolaylı da olsa katkı sağladığını söyleyebiliriz. Genelde alaylılık ve usta-çırak ilişkisi üzerinden edinilen ve yürütülmeye çalışılan bir meslek. Tabii ki bu usta-çırak ilişkisinin nasıl ilerlediği, gerçekte var olup olmadığı da ayrı bir tartışmanın konusu. Yayınevlerinde editörleri eğitici, geliştirici atölyeler, seminerler yapılıyor mu? Hevesli ama bilgi ve tecrübe sahibi olmayan kimseler için staj-eğitim programları var mı? Küçük küçük örneklerini görmek mümkün elbette, ama bu tür faaliyetlerle ilgili dışa dönük paylaşımlar yapılmadığı için nasıl ilerledikleri konusunda da kesin bir bilgimiz yok. Örneğin, yayıncılıkla ilgili faaliyet gösteren örgütlerin özellikle staj konusunda herhangi bir yönetmeliği ya da ileriye dönük bir çalışması görünmüyor. Son zamanlarda Türkiye Yayıncılar Birliği’nin de desteği ile özel bir üniversitede meslek içi eğitim sayılabilecek, “Yayıncılığa Giriş” ve “Kitaplar ve Editörlük” adıyla sekizer haftalık iki program yapıldı. Bunun yanında Editörler Platformu da editörlere yönelik aylık olarak meslek içi eğitim seminerleri düzenlemeye çalışıyor.

Editörlerin, insanlara yararlı “mal” üretiminde bulunduğunu ve hizmet verdiğini de söylemek mümkün. Ancak metinle, yazarla ve çevirmenle kurdukları (direkt-dolaylı) ilişki nedeniyle sansür ya da otosansür uygulamak/uygulatmak zorunda bırakıldıklarında insanlara yararlı “defolu mal” üretebiliyorlar. Güvencesiz çalışma koşullarında freelancer (serbest) olarak ya da işverenlerin, “bu iş zaten gönül işidir” gibi romantik tanımlamalarının gölgesinde tam/yarı zamanlı olarak çalışarak para kazanma kısmını da bir şekilde halletmeye çalışıyor editörler. Nasıl ki işverenlerce çevirmenlere “Kitap çevirdin daha ne istiyorsun” deniyorsa, editörlere de “Editör oldun daha ne istiyorsun” denilebiliyor ve kirasını ödeyebilmesi için yaptığı iş karşılığında “yeterli sayıda kitap verilebiliyor1”.

Yayıncılık sektörünün Türkiye’de de hızla gelişmesi, iş tanımlarının genişlemesine ve bazı başka aktörlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Gelişen iş tanımlarının herhangi bir standarda oturtulmamış olması, birimleşmenin tam anlamıyla kurgulanamamış olması gibi nedenlerle editörlük mesleğini kuralları belirlenmiş bir iş olarak görmek de pek mümkün değil. Pratikte, belli görev dağılımları bulunmakta ancak bunlar da yayınevlerinin iş hacimlerine, yayın politikalarına ve ekonomik politikalarına göre değişkenlik göstermekte.

 

Editör Ne Yapar?

Editörlerin yaptıkları işleri olabildiğince kategorilendirerek anlamaya çalışalım2.

Developmental editing

Metnin yazım aşamasına geçilmeden önce yazarla birlikte çalışmaya başlar. Bu işi yapan editör, ortaya çıkacak eserin bütünlüğüne bakar, yazara içerik ve biçimle ilgili konularda yardım eder. Yazılacak konunun uyandırmak istediği etkiyi en rahat hangi formatta sağlayabileceği konusunda yazara önerilerde bulunur. Akıcılığı güçlendirmek için paragrafların ve cümlelerin yerini değiştirir. Metin içi tutarlılık sağlamak için yazardan bölümler eklemesini-çıkarmasını ister. Metindeki açıkları saptar, yazarın bu sorunları çözebilmesi için ona yardımcı kaynaklar bulur.

Acquisitions editing

Yayınevine gelen dosyaları (manüskrileri) inceler. Pazar araştırmaları yapar, rakip yayınevlerinin bastığı eserleri, yurtiçi ve yurtdışı trendleri ve okuyucu eğilimlerini takip eder. Türkiye’deki ve yurtdışındaki telif hakları ajanslarından gelen katalogları inceler, ilgisini çeken ve yayımlanmasını istediği dosyalarla ilgili raporlar hazırlar, bunları (varsa) yayın kuruluna sunar. Eser yayın kurulundan geçerse, telif haklarının devralınması işlemini yürütür, (hukuk departmanı yoksa) sözleşmeleri hazırlar.

Production editing

Eserin ham halinden kitap olarak biçimlenmesine kadar geçen tüm sürecin yönetilmesi. Tüm üretim sürecinin takvimlendirilmesi yapar ve süreci kontrol eder. Yayımlanacak eser belirlendikten sonra, bu eseri kimin çevireceğini, redaksiyonunu, düzeltisini, sayfa ve kapak tasarımını kimin yapacağını belirler. Bu kişilere görev tanımlarını verir, çalışmalarını takip ve kontrol eder. Eserin hangi matbaada basılacağına, kâğıt cinsinin ne olacağına, kaç gram kâğıtta basılacağına karar verir.

Copyediting (Redaksiyon)

Eskiden beri editörleri metindeki noktalama, imlâ ve yazım yanlışlarını düzelten kişiler olarak biliriz. Çoğu yayınevinde ve okuyucu nezdinde editörden bu işler halen bekleniyor olsa da, aslında Türkiye’de de bu işleri yapan başka aktör/ler var: redaktör ve düzeltmen. Redaktörler, çeviri metinlerde metni orijinali ile karşılaştırarak çeviri kontrolü yapar; yazım, noktalama, imlâ hatalarını düzeltir; özne-yüklem uyumsuzluklarını ve sözdizimi ile ilgili sorunları giderir; notları, dipnotları, sözlükleri, bibliyografyaları ve referans listelerini belli bir standarda oturtur; TDK’nın, Ömer Asım Aksoy’un, Necmiye Alpay’ın, yayınevinin vd. yazım kılavuzlarını kullanarak hangi özel ismin nasıl yazılacağı, kısaltmaların nasıl olacağı, yabancı kelimelerin nasıl yazılacağı gibi konulara karar verir.

Genelde redaktörün Türkçesi olduğu zannedilen düzeltmen ise, [çeviri metinlerde] yalnızca erek metni okur, metnin Türkçesinde bir sorun olup olmadığına bakar, redaktörün kaçırdığı hataları toplar. “Son okumacı” diye bir aktör daha görülebiliyor kitap künyelerinde. Bu arkadaş da genelde ozalit çıktısını3 okur, dizgiden kaynaklanan bir hata var mı, eser üzerinde çalışan diğer arkadaşlar bir şeyi atlamışlar mı, bunlara bakar. Tabii ki buradaki tanımlamalar idealize edilmiş halleri, gelin görün ki gerçekte her zaman böyle olmayabiliyor. Eserin telif hakları alan da, çeviri sürecini takip eden de, redaksiyonunu, düzeltisini, son okumasını yapan da tek bir kişi olabiliyor.

Line editing

Birçok editing sürecinin birleşimi diyebiliriz, son derece kapsamlı bir çalışmadır. Bu çalışma, eseri yeniden yazmak gibi bir hal alabiliyor bazen. Eser cümle cümle incelenir, en küçük detaylara bile büyük bir titizlikle bakılır. Temel redaksiyon sürecinin yanı sıra, akıcılığı ve netliği sağlamak için cümleler bazen baştan yazılır, metin içi tekrarlar giderilir, gereksiz kelimeler ve gereğinden fazla kullanılmış devrik cümle yapıları düzeltilir. Metindeki bilgi ve veriler kontrol edilir (fact checking) (varsa) hatalı olanları düzeltilir, gerektiğinde bölümler yeniden sıralanır, alt başlıklar ile bölüm başlıkları üzerinde yeniden düşünülür. Metinde, yazıldığı türün kaldırmayacağı kelime ve cümle kullanımları varsa bunlar değiştirilir. Eserle ilgili eksiklikleri, fazlalıkları, uyumsuzlukları, kurgudaki açıkları yazara bildirilir, ona yeni bakış açıları sunulur.

Fact checking

Editöryel değişliklerden ziyade, metindeki bilgilerin ve verilerin doğruluğunu kontrol eder. Örneğin, metinde yazar, “Angola’nın başkenti Luanda’da gezerken,” diye bir cümle kullandığında, bu bilginin doğruluğunu kontrol eder.

Indexing (İndeks Hazırlama)

Okuyucuların belli konuları ve isimleri daha rahat bulabilmeleri için bunların alfabetik bir sıralama ve sayfa numaraları ile hazırlanması sürecidir. Türkçe eserlerde indeks sıfırdan hazırlanır, çeviri eserlerde ise metnin Türkçesine uyarlanır.

Page design (Sayfa Tasarımı)

Sayfa tasarımının uygulamasını grafikerler yapıyor olsa da, eserin yazılacağı fontu, punto büyüklüğü, renkleri, perde sayfaları, görselleri, grafikleri, tabloları vb. faktörlerin nasıl olacağını editörler belirler. Grafikerlere bu bilgileri verirler ve grafikerler de bu bilgilerden yola çıkarak bir tasarım ortaya çıkarırlar. Yayıncılıkta grafikerlerin en çok kullandıkları programlardan bazıları şunlardır: Quark, Photoshop, Illustrator ve InDesign.

 

Yukarıda kategorilendirilen işler bazen birbirleri arasında geçişkenlik gösterebiliyor. Yani, developmental editing yapan bir editör, aynı zamanda line editing işini de yapabiliyor. Ya da line editing yapan birisi, aynı zamanda copyediting de yapabiliyor. Burada sıraladığım tanımlamalar yeterince kapsamlı olmayabilir, ama en azından bir başlangıç noktası oluşturmasını bekleyebiliriz. Ayrıca, tüm bu editing süreçlerinde, metinde yapılan yüzeysel ve yapısal değişiklikler yazarın ve çevirmenin onayından geçer mi ya da geçmeli midir gibi soruları başka bir yazının konusu yapalım.

Yazan: Gökhan Fırat

Yayına Hazırlayan: Başak Öztürk

1 Bu konuda ayrıca bkz: Durgun Dionysus, Pazar Söyleşisi: http://durgundionysus.blogspot.com/#!/2012/04/pazar-soylesisi.html

2Kaynak: http://www.editorsforum.org/what_do_sub_pages/definitions.php ve http://sefinsalatasi.blogspot.com/2011/01/editor-baska-budutor-baska-1.html
http://www.desertsagebookeditor.com/what-is-the-difference-between-proofreading-copyediting-and-substantive-line-editing.html

3 Deneme baskısı. Kitabın gerçek baskısına en yakın hali.

the fashion police arrest could possibly ticket your corporation perfect here
burberry outletHow to Know if You Had a Weak Hair Perm