Katil Yosunlar

Katil Yosunlar

 

“İskele dahilinde ada yolcusu kalmasın” anonsuyla yazı başladı. Başlık katil yosunlar. Alt başlık, dilin mercan adalarını kaplayarak canlı çeşitliliğini yok eden tehlike. Yukarıdaki anons, gereksiz sözcük kullanımı (redundancy) için müthiş örnek (gereksizliği anlaşılıyor mu?). Dolgu sözcük, çeviride hayat kurtarıyor (bir başka yazıda buna odaklan) fakat burada lüzumsuz. Bir başka anons, “çevresel temizlik”e özen göstermemiz gerektiğini hatırlatırdı birkaç sene öncesine kadar. Devam ediyor mu? Vapur, o yosunlarla çoktan kaplanmamış mıdır?

 

-sel/-sal eki dediğimiz anda diğer çekimlemeleri yok saymış olsak da tartışma önemli. Çokça toz kaldırmış dil dostları bu konuda, Ataç başta. Bu ek, diğer bir dizi ekin yerini almasıyla tam bir katil yosun. Sarıyor, boğuyor ve yok ediyor. Siyasi değil de siyasal dedirtiyor mesela. Yerleştiği için bu örnek kulak tırmalamıyor. Fakat paralel evrenler çoktan peyda olmuş. Örneğin “suçlu”, hemen her zaman “siyasi”. Fakültelerse çoktan temizlenmiş ve “siyasal” olmuş. Fikir, mülkiyet kavramıyla birlikteyken her zaman “fikri” (fikrî), ancak kimi durumlarda gayet keyfi biçimde “fikirsel”.

 

Cevdet Kudret, “Dilleri Var Bizim Dile Benzemez” kitabında kimi sözcüklerin kullanımdan düşme veya düşmeme olasılıklarını sınıflara ayırır. Yani ekler konusuna uygulayacak olursak, “dostane” sıfatının cümle içinde kullanımı, sözcüğün “dostsal”a dönüşmesine engel olan en büyük unsur olabilir. Dostane ilişkilerden bahsederiz, dostsallık pek mümkün değil. Kaybolması beklenecek birçok sözcük, bu gibi güçlü bağları sayesinde halen dimdik ayakta. Bin yılda bir kullanılsa bile kullanıldığı saniye o bildik kullanımıyla karşımızda. “Kâr” sözcüğü de bunlardan. Gelir ve getiri anlamı, Farsça sözcüğün anlam katmanları arasında üçüncü sırada . Yapma, etme, iş, fiil anlamında ise bugün tek başına neredeyse hiç kullanılmıyor (bkz. aynı kaynakta Dede Korkut örneğindeki “kılıç sana kâr eylemesün” kullanımı). Fakat “ne yapsak kâr etmemek”, cüretkâr, sanatkâr, bestekâr, sahtekâr gibi yerleşik ve sağlam kullanımlar sözcüğü/eki yerli yerinde tutmaya yetiyor.

 

Yosunlara gelirsek, yeni nesil yosunlara… “Aynen” yosunu öyle ölümcül ki! Neyi öldürüyor? Bizzat konuştuğunuz kişinin kendisini, yani onun üslubunu. Yani siz kimle konuşsanız bir diğerine benziyor kendini anlatışı. “Aynen aynen” diyerek yineliyor bir de ölümünü, tasdikliyor bir anlamda. Olumluyor, onaylıyor, kendi davet ediyor. Mark Twain’in öğüdü müydü sevgili Yusuf Eradam’ın genç öykücülere tembihlediği: gözlerinizi kapatıp kulak verin çevrenize. Dört bir yanınızı daha iyi anlamak ve anlatabilmek için. “Aynen yosunu”, gözlerinizi kapadığınızda etrafınızı saranları tektipleştirir. Dostunuzu sıradanlaştırır. Dilinizin mercan adalarını kaplar. Fark etmeden her gün aynı sıkıcı dili konuşur olursunuz da hayat tatsızlaşır.

 

Sağlıcakla kalınız.

Çağdaş Acar