Books on Interpreting

Books on Interpreting

This article was originally published in November 2009 

 

Concepts and Models for Interpreter and Translator Training

Concepts and Models for Interpreter and Translator Training is a systematically corrected, enhanced and updated avatar of a book (1995) which is widely used in T&I training programmes worldwide and widely quoted in the international Translation Studies community. It provides readers with the conceptual bases required to understand both the principles and recurrent issues and difficulties in professional translation and interpreting, guiding them along from an introduction to fundamental communication issues in translation to a discussion of the usefulness of research about Translation, through discussions of loyalty and fidelity issues, translation and interpreting strategies and tactics and underlying norms, ad hoc knowledge acquisition, sources of errors in translation, T&I cognition and language availability. It takes on board recent developments as reflected in the literature and spells out and discusses links between practices and concepts in T&I and concepts and theories from cognitive psychology and psycholinguistics. www.benjamins.com

 

The Translator: Nation and Translation in the Middle East

In the Middle East, translation movements and the debates they have unleashed on language, culture and the politics and practices of identity have historically been tied to processes of state formation and administration, in the form of patronage, policy and publishing. Whether one considers the age of regional empires centred in Baghdad or Istanbul, or that of the modern nation-state from Egypt to Iran, this relationship points to the historical role of translation as a powerful and flexible tool of cultural politics. Nation and Translation in the Middle East focuses on this important aspect of translation in the region, with special emphasis on translation movements and the production of modernity in a historical context defined by European imperialism, enlightenment universalism, and globalization.

While the papers assembled in this special issue of The Translator each address specific translation histories and practices in the Middle East, the broader questions they raise regarding the location and the historicity of translation offer a fruitful intervention into contemporary debates in translation studies on difference, fidelity and the ethics of translation. The volume opens with two essays that situate translation at the intersection of national canons, postcolonial cultural hegemonies and ‘private’ market or activist-based initiatives in Egypt and Turkey. Other contributions discuss the utility of translation paradigms as a counterweight to the dominant orientalist historiography of modern print culture in the Arab World; the role of the translator as political agent and social reformer in twentieth-century Egypt; and the relationship between language, translation and the politics of identity in the multi-ethnic and multilingual Islamicate contexts of the Abbasid and Mughal Empires. The volume also includes a general bibliography on translation and the Middle East.

www.stjerome.co.uk

 

 

 

The Critical Link 5: Quality in Interpreting – a shared responsibility

 

The current volume contains selected papers submitted after Critical Link 5 (Sydney 2007) and arises from its topic – quality interpreting being a communal responsibility of all the participants. It takes the much discussed theme of professionalisation of community interpreting to a new level by stating that achieving quality depends not only on the technical skills and ethics of interpreters, but equally upon all other parties that serve multilingual populations: speakers, employers and administrators, educational institutions, researchers, and interpreters. Major articles outline both innovative practices in legal and medical settings and prevailing deficiencies in community interpreting in different countries. While Part I, A shared responsibility: The policy dimension, addresses the macro environment of specific social policy contexts with constrains that affect interpreting, Part II, Investigations and innovations in quality interpreting, reveals a number of admirable cases of interpreters working together with their client institutions in a variety of social settings. Part III is dedicated to the questions of Pedagogy, ethics and responsibility in interpreting. The collection is an important reference book catering to the interpreting community: interpreting practitioners and interpreter users, researchers, educators, and students.

www.benjamins.com

 

Arşivden – AIIC Kaynakları

This piece was originally published in November 2009

 

A Language

The interpreter’s native language (or another language strictly equivalent to a native language), into which the interpreter works from all her or his other languages in both modes of interpretation, simultaneous and consecutive.

B Language

A language other than the interpreter’s native language, of which she or he has a perfect command and into which she or he works from one or more of her or his other languages. Some interpreters into a “B” language in only one of the two modes of interpretation.

C Language

The language(s) of which the interpreter has a complete understanding and from which she or he works. Interpreters often have several C languages.

Relay

Relay refers to double or indirect interpretation into the target language of the audience. The speaker is first interpreted into one language, which is then interpreted into a second language. AIIC discourages the use of relay because of the risk of errors creeping in as the number of intermediate languages increases. Nevertheless, this technique sometimes cannot be avoided for certain languages.

Pivot

When relays are used, the French term pivot is used to designate the interpreter who interprets not only for those listening to his/her target language, but also for the other interpreters who take the relay. The pivot’s role is even more demanding since he/she knows that colleagues are entirely dependent on the quality of his/her work.

Non-working days

The term non-working days is used to refer to a day on which the interpreter does not work, but which is part of a contract and therefore entitles the interpreter to payment. This system is used in particular when the same recruiting organisation needs the interpreter for several successive sessions separated by one or more non-working days.

https://aiic.net/resources

‘Focus Group’ mu? O da ne?

‘Focus Group’ mu? O da ne?

Yeni mezun, sözlü çeviri alanında emin adımlarla ilerleyen biri olarak ‘Focus Group’ toplantısını duyduğumda verdiğim ilk tepki buydu sanırım. “Yuvarlak masa toplantısı mıydı yoksa çalışanlara eğitim mi verilecekti? Çeviri simultane mi olacaktı yoksa ardıl mı? Çevirinin yapılacağı ortam nasıldı acaba?” gibi pek çok soru geçmişti aklımdan. Benim gibi meraklanıp kafasında bir sürü soru işareti oluşan ve ilk defa böyle bir toplantı deneyimi yaşayacak olan genç çevirmenleri ve çevirmen adaylarını düşünerek kendi bilgi ve deneyimlerimi paylaşmak istedim.

‘Focus Group’ bir pazar araştırması türüdür. Sayısal verilere dayanan kantitatif (anketler, istatistikler, vb.) pazar araştırmasından farklı olarak kalitatif (yani kalitenin ölçülmesiyle ilgili) bir araştırmadır. Adından da anlaşılacağı üzere odaklanılması gereken belirli bir grup söz konusudur. Genellikle hızlı tüketim malları ve temel ihtiyaç maddeleri hakkında düzenlenir (örn: deterjan, şampuan, leke temizleyici gibi temizlik ürünleri; kola, sprite, kahve gibi içecekler; ütü, blender gibi ev aletleri, benzin, mazot ve diğer akaryakıt ürünleri, vb.). Grup toplantısı, birebir görüşme veya ev-mekan ziyareti formatında yapılır. Bu toplantı türünde amaç tüketicinin ürünler ve hizmetler hakkındaki düşüncelerini, duygularını, beklentilerini bağımsız bir araştırma kurumu aracılığıyla öğrenmektir. Tüm bunları öğrenmek isteyenler yabancı ürün müdürleri olunca da tercüman ihtiyacı doğar.

Focus-Group

Grup toplantısı formatını ele alalım dilerseniz… Yan yana iki oda ve bu odaları ayıran duvarda aynalı bir bölme ile karşılaşacaksınız. Odaklanılması gereken tüketici grubu aynalı odada, sizler ise ürün müdürleriyle birlikte aynanın arkasında kalan odada yer alırsınız. Bağımsız araştırma şirketinden ilgili kişiler (moderatör), aynalı odada tüketici grubuna sohbet havasında ancak belirli bir ‘akışı’ (guide – guideline) takip ederek sorular sorar, siz de sorulan bu soruları ve katılımcıların verdiği cevapları eş zamanlı olarak çevirirsiniz, odada yer alan ürün müdürleri de sizi dinler. Bu toplantı türü yeni başlayan tercümanların kendilerini geliştirmeleri için bir fırsattır. Konu, kullanılan dil, çeviri ortamının nispeten rahat oluşu gibi açılardan diğer toplantı türlerine göre daha kolaydır. Ancak her işin kendine göre zorlukları olduğunu da unutmamak gerekir. Hızlı ve anlaşılır olmanız, aksanınızın temiz, vurgularınızın yerinde olması ve birebir duygu ve düşünce zenginliğini yansıtabilecek kelime hazinesiyle çeviri yapmanız beklenir. Sohbet havasında gerçekleşen bir toplantı türü olduğundan katılımcıların aynı anda konuşması, gürültü faktörü, toplantı konusundan sapmaların yaşanması, katılımcıların kullandığı belirsiz ifadeler veya kulaklığınıza gelen sesin düşük kalitede olması çeviri esnasında sizi zorlayabilir. Ayrıca çeviri ortamının normal eş zamanlı çeviri ortamından farklı oluşu, çeviri yaptığınız odada başkalarının bulunması dikkatinizi dağıtabilir, odadaki gürültüden etkilenebilirsiniz.

Peki bu toplantıya hazırlanmak ve güzel bir iş ortaya koymak için ne yapmak gerekir? Öncelikle diğer tüm sözlü işlerde olduğu gibi toplantının konusuyla ilgili, yani araştırması yapılacak ürünle ilgili bilgi edinmek, bu konuda kelime hazinesini geliştirmek gerekir. Sohbet havasında gerçekleşen bir toplantı olmasına rağmen burada asıl amaç belli başlı hususlarda tüketicinin fikrini alabilmektir, bu nedenle toplantı bir ‘akış’ çerçevesinde ilerler. Bu tür toplantılara ait eski ‘akışları’ incelemek ve toplantı esnasında ‘akışın’ İngilizcesini takip etmek faydalı olacaktır. Günlük konuşmaların yaşandığı bir toplantı türü olduğundan sıradan duygu ve düşüncelerle ilgili kelime hazinenizi geliştirmek, çeviri kokmayan,  çeviri yaptığınız dilin günlük konuşmasında kullanılan ifadeleri kullanmanızı sağlayacaktır. Çeviri esnasında teatral olmak sadece söylenenleri değil aynı zamanda duyguları da aktarmanızı sağlar. Ürün müdürleri genel olarak yapılan her bir yorumu, söylenen her sözü duymak ister, ama katılımcılar çeviri yapıldığından bihaber, sohbet havasında duygu ve düşünceleri dile getirirken konuşma hızlarına yetişmek zorlu bir görev haline dönüşebilir. Böyle durumlarda kurtarıcı taktik kelime ekonomisi yapmaktır.

Kıyafet konusunda da aşırı resmiyete kaçmamak rahat etmeniz açısından iyi olur. Elbette spor bir giyim tarzıyla toplantıya gidin demiyorum, ancak benim için ideal olan, şık ve temiz görüntünüzü koruyup sade ve rahat olmak!

Evet… Fiyakalı bir ismi olan bu toplantı türünde sizleri nelerin beklediğini az çok biliyorsunuz artık.

Yazan: Beylam Atik

and the former is roomier
Isabel Marant Sneakers Replicated Rolex A Perfect Rolex Watch

i did it that old design procedure
burberry schalBest swimsuit for your body type

(F)aktörleri ile Proje Yönetimi

8 Mart 2013 tarihindeki (aynı etkinlik 17 Mayıs’ta İstanbul Üniversitesi’nde tekrarlandı) ‘”Çeviride Proje Yönetimi” konulu söyleşi, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Mütercim Tercümanlık bölümü öğrenci ve öğretim üyeleriyle çeviri sektöründen birbirinden değerli üç aktörü bir araya getirdi. Bilgilendirici olduğu kadar eğlenceli de geçen etkinlikte öğrenciler, birbirinden farklı üç alana dair bilgi alma ve ilgi alanlarına göre, tecrübeli konuşmacılara sorularını doğrudan sorma şansı buldular.

İlk sözü alan Ümit Özaydın, hem yazılı hem sözlü çevirideki geniş deneyiminden öğrencilere güzel örnekler sundu. Gerek işletmecilik tarafında gerek çevirmenlik tarafında az rastlanır bir birikime sahip olan Özaydın, bu çok taraflı bakış açısından, çeviri sektörünün dünü ve bugününe dair önemli bilgiler verdi.

İkinci konuşmacı Diltra’dan Levent Dede, yazılı çevirinin başından sonuna nasıl bir süreç olduğunu, gelişen teknoloji ve değişen ihtiyaçların bildiğimiz çeviri sürecini nasıl etkilediğini öğrencilere aktardı. Levent Dede’nin bilgilendirici sunumundan akılda kalan bir metafor, bazen müşterinin çevirmeni ‘fotokopi makinesi’ olarak görmesi oldu. Levent Bey’in bu benzetmeyle kastettiği, ”100.000 karakterlik çevirim var, öğleden sonraya alır mıyım?” diyen, hepimizin zaman zaman karşılaştığı müşteri örneği.

Üçünü sözü alan, çeviri teknolojilerinden kitap çevirmenliğine geniş bir yelpazede ilgi alanları bulunan Çağdaş Acar’dı. Çağdaş, öğrencilerle, kendi başlarına çok deneyerek ve yanılarak ulaşacakları bazı tecrübeleri paylaştı. ‘Kitap çevirisinde süreç’ başlıklı bu kısa konuşmada bir çevirinin yayınevinden çıkma sürecini, yayıneviyle ilk iletişim kurmadan, eser yayımlandıktan sonra hakların korunmasına kadar geniş bir yelpazede dinlemiş olduk. Çağdaş, Türkiye’de ve Avrupa’da yayıncılığa dair de bilgilendirici ipuçları sundu.

Bu kısa ve çok dolu etkinliği organize eden ve sunan, YTÜ Fransızca Mütercim Tercümanlık bölümününden Elif Ertan Hoca’ydı. Elif Hoca’ya böyle bir güzel etkinliği mümkün kıldığı ve sektörden önemli aktörleri öğrencilerle bir araya getirdiği için teşekkür ederiz.

Yazan: Ufuk Yılmaz

Tercümenin Görünmez Kuralları

Tercümenin Görünmez Kuralları

Dragosfer’de bu hafta sizler için sözlü çeviri alanında deneyimli çevirmen Eser Tözüm ile söyleştik.  21 Kasım 1979 İstanbul doğumlu olan Eser Tözüm ulusal ve uluslararası platformlarda freelance konferans tercümanlığı yapmaktadır. Amsterdam Üniversitesi Sosyal ve Davranış Bilimleri Fakültesi İletişim Bilimlerinden mezun olduktan sonra yüksek lisans eğitimini Amsterdam Üniversitesinde tamamlayan Eser Tözüm, ana dili olan Türkçe dışında  Almanca, Felemenkçe, Fransızca, İngilizce, İspanyolca,  İtalyanca, Latince ve Portekizce dillerinde çeviri yapmaktadır. Geçen haftalarda konu ettiğimiz “Bir Sözlü Çeviri Vakası” yazısında çeviri pratiğine yönelik kimi eleştiriler getirilmişti. Bu hafta, bu önceki tartışmadan hareketle sözlü çevirinin görünmez kurallarına değinelim istedik. Bu kurallar büsbütün görümez değil elbette; ancak akademi dışında öğrenilmesi zaman alan, alanda çalışanlar ile dirsek teması içinde daha kolay öğrenilecek olan ilkeler. Çeviri esnasında bir çevirmenin yapması ve yapmaması gerekenler nelerdir, simultane ve ardıl çeviride kurallar ve koşullar ne kadar değişiklik gösterir, gelin Eser Tözüm’den dinleyelim.

Dragosfer: Çevirmenin toplantıya, oturuma geç kalması hangi noktaya kadar insanî nedenlere bağlanabilir? Peki ya çevirmen, bir toplantının arka arkaya iki oturumuna da geç kalırsa? Tercümanlar disiplinli mi size göre bu konuda?

Eser Tözüm: Toplantıdaki katılımcılar arasındaki iletişim tamamen çevirmen üzerinden yürüyeceği için çevirmenin geç kalma gibi bir lüksü yoktur. Hatta çevirmen her daim toplantının başlangıç saatinden daha erken salonda olmalıdır ki teknik test yapılsın, diğer hazırlıklar gerçekleşsin. Tercümanların meslek gereği bu konuda oldukça disiplinli olduklarını düşünüyorum.

Dragosfer: Kılık kıyafet meselesi. Malum, çevirmenin bir “iş kıyafeti” yok. Peki bir iş toplantısına giderken ayrı, üniversite konferanına giderken ayrı, fısıltı çevirisi yapmak üzere bir davete giderken farklı mı giyinir çevirmen? Bir kadın olarak çevirmenin giyim tarzına müdahalede sınırlar nedir?

Eser Tözüm: Çevirmen her daim reprezentabl, bakımlı ve şık olmalıdır. Basın toplantılarında mutlaka ceket giymelidir, diğer tür toplantılarda ise sade bir iş kıyafeti tercih edilmelidir. Müşteri genelde çevirmenin profesyonelliğine güvenerek önceden kıyafetle ilgili yönlendirme yapmaz. Bir kadın çevirmenin giyimindeki sınırları tanımlamak gerekirse bu kişiden kişiye değişir. Şahsi görüşüme göre iş esnasında dekolte veya mini etek giymemekte fayda var.

Dragosfer: Ardıl çeviride konuşmayı bölme sıklığı. Kabul edilen konuşma uzunluğu nedir ardıl çeviri için? Konuşmacı çok sık bölünürse ne olur? Bu standartlar konusunda, konuşmacılara ne dereceye kadar ısrarcı olunabilir?

Eser Tözüm: Çevirinin amacı insanlar arasındaki iletişimi sağlamak olduğu için ve insanların dikkati belli bir noktadan sonra dağıldığından dolayı diyaloğu toparlamak adına yeri geldiğinde konuşmacıyı bölmek gerekebilir. En güzeli toplantı öncesinde konuşmacıyla görüşüp belli aralıklarla çeviriye fırsat vermek için konuşmasına ara vermesini hatırlatmaktır. Böylece konuşmacı tercümanla tanışmış olur, konuşması esnasında çeviriyi hesaba katar. Ardıl çeviride konuşmacı durmaksızın 5-6 cümleyi aşıyorsa devreye girip çeviriyi yapıyorum. Televizyonda canlı yayında çeviri esnasında not alma imkanı olmadığı için bilgileri hafızada tutarak çeviri yapıyorum. Eğer konuşma hızı ve toplantı ortamı not almaya müsaitse konuşmacıyı bölmeden anahtar kelimeleri not alarak çeviri yapıyorum.

Dragosfer: İzleyici ve düzenleyiciler ile diyalog. İzleyicinin çeviriyi düzeltmeye başlaması neyin göstergesidir? Tercüman bu durumu nasıl karşılar, karşılamalıdır? İzleyiciye cevap vermeye başlamak, çevirinin niteliğini nasıl etkiler? Salonun fiziki koşulları ile ilgili meseleler ile çevirmen nasıl başa çıkar, çıkmalıdır? Ses sisteminde bir sorun olduğunu, cep telefonlarının hoparlörleri çınlattığını, hatta en temel gerekliliklerin karşılanmadığını varsayalım; ne yapmalı çevirmen?

Eser Tözüm: İzleyicilerin çeviriyi düzeltmesi hiç başıma gelmemiş bir durumdur. Eğer böyle bir durum söz konusuysa çevirmen konuya yeterince hakim olmayabilir veya gerekli hazırlığı yapmamış olabilir. Bazı durumlarda tercümanla alakası olmayabilir, tamamen katılımcıların yersiz müdahalesi de olabilir. Böyle bir durumda tercüman konsantresini bozmadan çeviriye devam etmelidir. Salonun fiziki koşulları, ses sistemi gibi konularda tercüman gerekli müdahaleyi yapıp düzgün bir çeviri yapabilmek için temel gerekliliklerin karşılanması konusunda kararlı bir tutum sergilemelidir. Simultane çeviride temel gereksinimler: ses geçirmeyen profesyonel simultane çeviri kabini, düzgün çalışan ekipman, kabin içerisinde yeterli ışıklandırma ve bol miktarda içme suyu. Ardıl çeviride konuşmacının sesinin iyi duyulması önem taşımaktadır.

Dragosfer: Konuşmacının anlattıklarını açımlamalı mıdır çevirmen? Parantez açarak bazı kavramları dinleyiciye derinlemesine anlatmaya kalkarsak ne olur? Peki ya dil kullanımı? Eski Türkçe sözcüklerin ağır bastığı bir üslup kullanmak “caiz” midir? Türkçe telaffuzu ile okunabilecek İngilizce sözcüklere hangi durumlarda yaslanabilir çevirmen? Öztürkçe, eski Türkçe, Türkilizce konusunda nerede durmalı?

Eser Tözüm: Konuşmacı ne söylüyorsa çevirmen de onu çevirmelidir. Anlatılanları açımlamak, parantez açmak vs. çok tercih edilen bir durum değildir. Ancak ardıl çeviri esnasında izleyici anlatılanları anlamadığını dile getirip açıklama talep ediyorsa, konuşmacıyla beraber ikinci bir açıklamada bulunabilinir. Günümüzün Türkçesinde modern çağın kelimelerini içine alan, Türk Dil Kurumunun onayladığı kelimelerden yola çıkarak çeviri yapılmalıdır. Kendi adıma Türkçe telaffuzla İngilizce sözcükleri okumak söz konusu olamaz. Çeviri esnasında eski Türkçe veya Türkilizce kullanmaktan kaçınılmalıdır.

Dragosfer: Teşekkürler. Mesleğe yeni başlamış çevirmenler için deneyimli bir çevirmenin bu konulara değinmesi bizce çok önemli. Benzer durumlarda ne yapılması gerektiğine dair faydalı olduğunu düşünüyoruz bu söyleşinin.