Arşivimizden- Yeni Çevirmen

Yeni Çevirmen

Yeni bir çevirmen gerekiyor. Yeni dünyada, yeni ekonomide ve yeni medya düzeninde çevirmenin tanımı değişiyor.

Tarihte krallara, imparatorlara çevirmenlik yapılmış. Yakın tarihe kadar çeviride başarılı olanlar elçi, hatta bakan olmuşlar. Osmanlı tarihinin kader belirleyici anlaşmaları Dragoman denilen çevirmen-elçilerin imzasını taşıyor. Henry Kissinger’in ABD Dışişlerindeki kariyerine Almanca çevirmen olarak başladığını biliyoruz.

İkinci Dünya Savaşı sonrası çevirmenlik savaş suçluları için kullanılıyordu. Ya şimdi? Yine savaş, yine diplomasi, yine bürokrasi süreçlerinde yapılan çeviri var, belki dünya durdukça olacak.

Ama yeni çevirmen bunları aşan bir kavram. Hem çevirinin yapıldığı kitle, hem çeviriyi satın alan müşteri, hem çevirmenin eğitimi hem de çevirmenin kullandığı gereçler ve kaynaklar baş döndürücü bir hızla evrimleşti.

Yüzyıllar önce İbni Sina’nın genel tıp bilimleri odaklı kitapları çevriliyordu. Çevirmesi yıllar almıştı, ancak birkaç kopyası hazırlanabilmiş ve Avrupa’nın sayılı kütüphanesinde bulunabilirdi.

Bugün her ay hatta her hafta, İbni Sina’nın ömrü boyunca yazdıklarının yüzlerce katı tıbbi makale onlarca dilde yazılıyor, onlarca dile çevriliyor, binlerce web sitesinde yayınlanıyor ve yüzlerce konferansta sunuluyor.

Çevirmenin birkaç yılını bir külliyata ayırma lüksü kalmadı. Bugün kardiyolojideki en yeni bulguları çevirirsiniz, yarın bir büyük bankanın yatırım sunumundasınızdır.

Yeni çevirmeni dinleyenler nadiren hiç dil bilmeyenlerden oluşuyor. Evet, aralarında dil bilgisi zayıf olan, veya kendine tam güvenmediği için çevirmen kullananlar var tabi. Veya simultane çeviri toplantının hızlı ve verimli geçmesi için tek uygun yöntem olduğu için konferans çevirmeni kiralayanlar var. Ancak, dinleyicilerin en az yarısı, her iki dili çevirmen kadar belki daha iyi kullanabiliyor. O halde neden çevirmen kullanılıyor veya yeni çevirmenden beklenenler nelerdir?

  • Beni tanı: Müşteriler çevirmenin kendilerini tanımasını bekliyor. CEO’mun adı, kampanyalarımın sloganları, en son finansal rakamlarım, ürünlerimi konumlandırırken kullandığım kelimeler. Ben bir dünya markasıyım ve sen çevirmen kimliğinle beni tanımak için çaba göster, çalış, araştır, sor.
  • Çağırdığımda gel: Şirketlerin, hükümetlerin ve medyanın gündemi anlık olarak değişiyor. Gece ikide ararım, sabah uçar, akşam döneriz, bugün finans yarın strateji konuşabiliriz. Aileni, diğer tüm işlerini ve özel hayatını bırak, benim işime gel.
  • Çevirinin her türlüsünü istiyorum: Çeviri ardıl olabilir, telekonferans olabilir, yolda eşlik olabilir, fısıltı çevirisi isteyebiliriz, yan odaya kamerayla görüntü veririz oradan çeviri isteriz, ISO standart kabinde simultane de olabilir. Sunumlarımın yazılı çevirisi, kurumsal metinlerin Amerikalı editörler tarafından kontrolü gerekiyor.
  • Teknolojiyi takip et: Trados biliyor musun? Çeviri belleği kullanmalısın. XML editörün var mı? I-pad’inden veyaAndroid telefonundan mesajlarımı almalısın. Mobil ve çevrimiçi sözlüklere erişimin olmalı. Yeni medyayı kullan.
  • Kaç dil biliyorsun: İngilizce şart zaten. Ama bize Rusça ve İspanyolca da çok lazım. İki dil gerektiğinde her zaman iki tercüman almak istemiyoruz. İki ayrı ülkeye gezimiz oluyor, iki ayrı dilde heyet kabul ediyoruz, tek tercümanla çözüm bekliyoruz.
  • Uzmanlaş: Bizim işimiz hukuk ve finans, veya ilaç. Kısaltmalarımızı bile tanıyan çevirmen istiyoruz. Sektörü tanı, jargonu tanı, nüansları anla. Biz yanlış söylesek, dilimiz sürçse bile sen sektör ve konu uzmanlığınla doğrusunu çevir.
  • Sosyal becerilerini geliştir: Her işimiz kabinde olmuyor. Teknede Boğaz gezisi olabilir, Çırağan’da resepsiyon verebiliriz. Hafta sonu rahat giyimle workshop düzenliyoruz, ertesi gün First Class biletle New York’ta zirveye gidiyoruz. Kabindeki üstün performansını, yemek masasında zarafetle, müzakere masasında belagatle tamamlayabilmelisin.
  • Mükemmel ol: Biz Amerika’da eğitim aldık, yarımız MBA’li, diğer yarımız ODTÜ – Boğaziçili. Profesyonel olsun diye çevirmen kullanıyoruz. Hata, eksik, zayıflık kabul edemeyiz. Aksanın süper, cümle yapıların çeviri kokmayan, kavramların dört dörtlük olmalı, çevirmen kimliğinle yerinde teatral yeteneklerini kullanarak duyguları da aktarmasını bilmelisin; kısaca mükemmel olmalısın.
  • Bütçen makul olsun: Her işte aynı bütçemiz olmuyor. Çevirmenlerden bütçede esneklik bekliyoruz. Yatırım bankalarında, uluslararası tahkim davalarında, kritik ilaç lansmanlarında tercih ettiğimiz profesyonellerle fuar açılışında çalışacak çevirmene aynı bütçeyi ödemek istemiyoruz. Ya her işe talip olma veya her zaman aynı ücreti bekleme. Daha doğrusu, benim bütçemi koru.

Meslektaşlarımız arasından yeni Kissenger’lar çıkar mı bilemiyoruz. Çevirmenlerin geleceğin diplomatları olacağını zannetmiyoruz. Ancak, müşteri beklentileri gösteriyor ki, her şirket, her kurum ve her heyet teorik çeviri becerilerimizin tek başına yeterli olmayacağı şeyleri bizlerden bekliyor.

Yeni çevirmen, gelişen ve değişen sektör beklentileri doğrultusunda, üstün dil becerileriyle kendini kanıtlamakla beraber, daha dijital, daha araştırmacı, daha sosyal, daha bilgili, daha uzman ve daha özel bir profesyonel olacak.

Arşivimizden- Konferans Çevirmenliğinde Dinleyici Açısından Kalite Beklentisi

“İyi çeviri” ile ne demek istiyoruz? Toplantı ve konferanslarda simultane çeviri dinleyenler, hangi ölçütlere önem verirler ve çevirilerde en istemedikleri nitelikler nelerdir? Konferans çevirmenliğinde kaliteden söz ederken, çevirinin nitelikleri yanında , söz konusu çevirinin alıcı kitlesinin beklentilerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Viyana Üniversitesi’nde çalışan Ingrid Kurz, “Conference Interpreting: Quality in the Ears of the User” (Konferans Çevirmenliği: Kullanıcının Kulağında Kalite) adlı makalesinde, konferans çevirmenliğinde kalite değerlendirmelerinin, kaçınılmaz olarak farklı dinleyici gruplarının beklentilerini de dikkate alınması gerektiğine dikkat çeker (*). Bu yazı, Ingrid Kurz’un makalesi için gerçekleştirdiği, dinleyici açısından kalite beklentileri araştırmasının sonuçlarını özetlemeyi hedeflemektedir.

 

Ingrid Kurz, yazısına Kotler ve Armstrong’tan bir alıntı yaparak başlıyor: “Kalite, müşterinin ihtiyaçları ile başlamalı ve müşterinin algısı ile sonuçlanmalıdır.” Kurz’a göre bu genel pazarlama ilkesi, konferans çevirmenliği için de geçerlidir. Konuşmacı ve dinleyici arasında etkin iletişimin hedeflendiği konferans çevirmenliğinde, dinleyicinin beklentileri ve tercihleri üzerine doğal olarak birçok araştırma yapılmıştır. Peki dinleyicilerin ‘iyi çeviri’ olarak adlandırdıkları her zaman aynı düzeyde bir kaliteyi mi tanımlar? İşverenlerle görüşerek, eğitimlerimizi geliştirerek ve ‘müşterinin’ ne istediğini daha iyi anlayarak, konferans tercümanı olarak duruşumuzu daha da güçlendirmemiz mümkün mü? Kurz, araştırmasında bu soruların yanıtını arıyor. Kurz, kullanıcı beklentilerini değerlendirerek, konferans çevirmenleri için temel performans göstergelerinin tanımını yapmaya çalışıyor.

AIIC (International Association of Conference Interpreters)  gibi profesyonel kuruluşlar, hizmet kalitesini ve mesleki standartları odak noktasına alırlar. Déjean le Féal’in belirttiği gibi, bu gibi mesleki kuruluş ve örgütler için çeviriyi dinleyenlerin, konuşmacının kendi dilini konuşan dinleyenlerle aynı konuşmayı dinlemesi, aynı bilişsel içerik ve etkiyi alması, konferans çevirmenliğinde kaliteyi belirleyen en önemli unsurdur (le Féal 1990: 155).  Dinleyiciler ve durumsal faktörler, bu kalite algısını farklı biçimlendirebilmektedir. Örneğin diplomatik bir toplantıda sözcüklerin nüansları çok önemliyken, akademisyenlerin bulunduğu bir toplantıda teknik kesinlik ve doğruluk ön plana çıkmaktadır. Benzer biçimde, edebi ve sanatsal bir toplantıda konuşmanın estetiği önem kazanırken, politik bir toplantıda ifadelerin etkisini ve vuruculuğunu korumak bir hedef haline gelebilmektedir (Herbert 1952: 82). Bu bağlamda bir durumsallığı, 1990 yılında Thiery de dile getirmiştir. Thiery’ye göre bir konferans tercümanı her zaman, kimin kimle konuştuğunu, ne için konuştuğunu ve konuşulanların olası etkisini düşünmek durumundadır (Thiery 1990: 42). Bu ‘durum çözümlemesi’ kuşkusuz, konferans çevirmenine çok yardım edecektir.

Konferans çevirmenliğinin kullanıcı odaklı bir meslek olmasına karşın, Kurz’un da yazısında belirttiği gibi araştırmaların konferans çevirilerini dinleyenler ve bu dinleyenlerin beklentileri üzerine odaklanması ancak son on yılda gerçekleşmiştir. Konferans çevirmenliğinde kaliteye ilişkin ilk çalışma 1986 yılında Bühler tarafından gerçekleştirilmiş ve bu ampirik çalışma, konferans çevirmenlerinin dinleyicileri üzerine değil, konferans çevirmenleri üzerine odaklanmıştır. Yine 1989 yılında Gile’in yaptığı bir çalışma, farklı türden çokuluslu toplantılarda (büyük bilim kongreleri, seminerler, çalıştaylar, uluslararası organizasyonların toplantıları, parlemento oturumları, medya organizasyonları, basın konferansları, akşam yemeği konuşmaları vs.) farklı dinleyici gruplarının beklentilerinin ve taleplerinin, çevirmenlerin kendi kafalarında belirledikleri ölçütlerle birebir örtüşmediğini ortaya koymuştur. Konferans çevirilerinin dinleyicilerini odağa alan bu çalışmaların yanında, 1994 yılında Finlandiya’da Conference on Interpretation Research, 2000 yılında Translation and Interpretation: Models in Quality Assessment (Çeviri ve Konferans Çevirmenliği: Kalite Değerlendirme Modelleri) başlığını taşıyan Saarbrücken Symposium gibi Uluslararası toplantılar da, konferans çevirmenliğinde kalite ölçütlerini dinleyiciler açısından değerlendirmiştir.

Konferans çevirmenliğinde, kalite ölçütlerinin kullanıcı açısından değerlendirilmesi çoğunlukla soru formları yardımıyla yapılagelmiştir (Gile 1991; Stenzl 1983; Mack ve Cattarzaa 1995). Diğer araştırmalar (Pöchhacker 1994 ve Schlesinger 1994), çevirmenin dil kullanımını ayrıntılandıran ve ürün olarak ortaya çıkan çeviriyi değerlendiren ölçütleri de dikkate almışlardır. Bühler, 1986 yılında yürüttüğü bir araştırmada, kullanıcı beklentileri çerçevesinde oluşturduğu ve AIIC çevirmenlerinin değerlendirilmesinde de kullanılan on beş ölçüt belirlemiştir. Kurz, Bühler’ın çalışması üzerinde temellenen kendi araştırmalarında, Bühler’in sekiz ölçütünü kullanmıştır: anadildeki aksan, ses, akıcılık, mantıksal tutarlılık, bütünlük, doğru gramer kullanımı, doğru terminoloji. Bühler ve Kurz dışında, 1986 ve 2000 yılları arasında, Gile 1990; Meak 1990; Ng 1992; Marrone 1993; Vuorikoski 1993,1998; Kopczynski 1994; Mack ve Cattaruzza 1995; Moser 1995,1996; Collados Ais 1998; Andres 2000 gibi araştırmacılar da, farklı ölçütler üzerinden farklı ampirik çalışmalar yürüterek, konferans çevirmenliğinde dinleyici odağında kalite olgusunu tartışmışlardır.

Kalite değerlendirme amacıyla yürütülen bu çalışmaların metodolojik sorunları da bulunmaktadır. Öncelikle, bu çalışmaların birbirleriyle karşılaştırılabilir olmaması birçok araştırmacının altını çizdiği bir konudur (Viezzi 1993; Kalina 1994; Pöchacker 1994, Moser-Mercer 1996). Ayrıca bazı araştırmacılar, dinleyicilere doldurtulan formların, dinleyicilerin çoğu durumda, kaynak dildeki mesajı kaynak dilde anlayamadıkları için, kalite değerlendirme sürecinde sağlıklı veri sağlamayacağını ileri sürmüşlerdir (Ng 1992). Benzer biçimde, Schlesinger’ın yürüttüğü bir çalışma, akıcı bir çevirinin, kaynak mesajı saptırmasına, hatta eksik aktarmasına karşın, yalnızca akıcı olduğu için kaliteli bir çeviri olarak algılanabildiğini de ortaya koymuştur (Schlesinger 1997). Ya da, konuşmacının kendi kusurlarından kaynaklanan bir durumdan ötürü, çeviri eksiksiz de olsa, dinleyen tarafından niteliksiz bir çeviri olarak algılanabilmektedir. Kalite olgusunun bu uçucu ve ‘kaypak’ doğasından kaynaklanan değerlendirme sorunları nedeniyle, Pöchhacker (1994), kalite değerlendirme için  bir çoklu-paramatre modelinin oluşturulması gerektiğini belirtir; fakat bu durumda bile, dinleyicinin kalite algısının nihai olarak dikkate alınması gerektiğini de hatırlatır.

Ingrid Kurz, tüm bu araştırmaların ampirik verileri ışığında, dinleyicilerin kaliteyi değerlendirme sürecinde karşılaşılabilecek, öznellikle ilgili sorunları kabul etmekle birlikte, söz konusu kalite olgusunun değerlendirilmesinde dinleyicilerin, yani müşterilerin, beklentilerinin kesinlikle dikkate alınması gerektiğini belirtir. Kurz, bu savını pazarlama uzmanlarının tanımlarıyla destekler. Müşteri memnuniyetinin, ürünün ya da hizmetin performansı  ile alıcının beklentileri arasındaki ilişki içinde oluştuğunu söyler. Pazarlama bağlamında, kalite olgusunun anahtarı, müşterinin hizmet-kalite beklentisini aşmakta yatmaktadır. Kurz, bu çıkarımlar doğrultusunda şöyle bir formül ortaya atar:

Hizmet kalitesi (müşteri memnuniyeti)=sunulan hizmet kalitesi – beklenen hizmet yani

Kalite= Gerçek Hizmet – Beklenen Hizmet

Bu çerçevede, dinleyicinin kalite beklentisinin değerlendirilmesinde, farklı grupların farklı kalite beklentileri olduğunu her zaman aklımızda tutmamız gerekiyor. Kurz, ‘yüksek kaliteli hizmet sağlayıcıları’ olarak adlandırdığı konferans çevirmenlerinin, kendi kalitelerini değerlendirirken, toplantılarda çevirilerini dinleyen kullanıcıların beklentilerinden daha yüksek beklentilerle bu değerlendirmeyi yaptıklarını gösterir.

Kurz, kaliteyi, kullanıcı memnuniyeti olarak değerlendirmekte ve kalitenin ölçülmesinde, kullanıcının/dinleyicinin/müşterinin hizmet ve kalite beklentilerini ön plana çıkarmaktadır.

(*)Ingrid Kurz,”Conference Interpreting: Quality in the Ears of the User” Meta : journal des traducteurs / Meta: Translators’ Journal, vol. 46, n° 2, 2001, p. 394-409.

 

Gökçen EZBER

Books on Interpreting

Books on Interpreting

This article was originally published in November 2009 

 

Concepts and Models for Interpreter and Translator Training

Concepts and Models for Interpreter and Translator Training is a systematically corrected, enhanced and updated avatar of a book (1995) which is widely used in T&I training programmes worldwide and widely quoted in the international Translation Studies community. It provides readers with the conceptual bases required to understand both the principles and recurrent issues and difficulties in professional translation and interpreting, guiding them along from an introduction to fundamental communication issues in translation to a discussion of the usefulness of research about Translation, through discussions of loyalty and fidelity issues, translation and interpreting strategies and tactics and underlying norms, ad hoc knowledge acquisition, sources of errors in translation, T&I cognition and language availability. It takes on board recent developments as reflected in the literature and spells out and discusses links between practices and concepts in T&I and concepts and theories from cognitive psychology and psycholinguistics. www.benjamins.com

 

The Translator: Nation and Translation in the Middle East

In the Middle East, translation movements and the debates they have unleashed on language, culture and the politics and practices of identity have historically been tied to processes of state formation and administration, in the form of patronage, policy and publishing. Whether one considers the age of regional empires centred in Baghdad or Istanbul, or that of the modern nation-state from Egypt to Iran, this relationship points to the historical role of translation as a powerful and flexible tool of cultural politics. Nation and Translation in the Middle East focuses on this important aspect of translation in the region, with special emphasis on translation movements and the production of modernity in a historical context defined by European imperialism, enlightenment universalism, and globalization.

While the papers assembled in this special issue of The Translator each address specific translation histories and practices in the Middle East, the broader questions they raise regarding the location and the historicity of translation offer a fruitful intervention into contemporary debates in translation studies on difference, fidelity and the ethics of translation. The volume opens with two essays that situate translation at the intersection of national canons, postcolonial cultural hegemonies and ‘private’ market or activist-based initiatives in Egypt and Turkey. Other contributions discuss the utility of translation paradigms as a counterweight to the dominant orientalist historiography of modern print culture in the Arab World; the role of the translator as political agent and social reformer in twentieth-century Egypt; and the relationship between language, translation and the politics of identity in the multi-ethnic and multilingual Islamicate contexts of the Abbasid and Mughal Empires. The volume also includes a general bibliography on translation and the Middle East.

www.stjerome.co.uk

 

 

 

The Critical Link 5: Quality in Interpreting – a shared responsibility

 

The current volume contains selected papers submitted after Critical Link 5 (Sydney 2007) and arises from its topic – quality interpreting being a communal responsibility of all the participants. It takes the much discussed theme of professionalisation of community interpreting to a new level by stating that achieving quality depends not only on the technical skills and ethics of interpreters, but equally upon all other parties that serve multilingual populations: speakers, employers and administrators, educational institutions, researchers, and interpreters. Major articles outline both innovative practices in legal and medical settings and prevailing deficiencies in community interpreting in different countries. While Part I, A shared responsibility: The policy dimension, addresses the macro environment of specific social policy contexts with constrains that affect interpreting, Part II, Investigations and innovations in quality interpreting, reveals a number of admirable cases of interpreters working together with their client institutions in a variety of social settings. Part III is dedicated to the questions of Pedagogy, ethics and responsibility in interpreting. The collection is an important reference book catering to the interpreting community: interpreting practitioners and interpreter users, researchers, educators, and students.

www.benjamins.com

 

Arşivden – AIIC Kaynakları

This piece was originally published in November 2009

 

A Language

The interpreter’s native language (or another language strictly equivalent to a native language), into which the interpreter works from all her or his other languages in both modes of interpretation, simultaneous and consecutive.

B Language

A language other than the interpreter’s native language, of which she or he has a perfect command and into which she or he works from one or more of her or his other languages. Some interpreters into a “B” language in only one of the two modes of interpretation.

C Language

The language(s) of which the interpreter has a complete understanding and from which she or he works. Interpreters often have several C languages.

Relay

Relay refers to double or indirect interpretation into the target language of the audience. The speaker is first interpreted into one language, which is then interpreted into a second language. AIIC discourages the use of relay because of the risk of errors creeping in as the number of intermediate languages increases. Nevertheless, this technique sometimes cannot be avoided for certain languages.

Pivot

When relays are used, the French term pivot is used to designate the interpreter who interprets not only for those listening to his/her target language, but also for the other interpreters who take the relay. The pivot’s role is even more demanding since he/she knows that colleagues are entirely dependent on the quality of his/her work.

Non-working days

The term non-working days is used to refer to a day on which the interpreter does not work, but which is part of a contract and therefore entitles the interpreter to payment. This system is used in particular when the same recruiting organisation needs the interpreter for several successive sessions separated by one or more non-working days.

https://aiic.net/resources